2010'un karmaşık ekonomik atmosferi, Corinne Hansch ve Matthew Leon'ın hayatlarını bambaşka bir yöne çevirdi. Evlerini kaybetme ihtimaliyle sarsılan bu çift, geleneksel yöntemlere sırtlarını dönerek, tarımın sunduğu yenilikçi fırsatları keşfetmeye karar verdi. Bu beklenmedik karar, onların hayatlarının en önemli dönüm noktası oldu ve geleceklerini yeniden şekillendirme yolunu açtı.
New York'un yemyeşil ovalarına yerleştikten sonra, ‘Lovin’ Mama Farm’ adını verdikleri bu yeni girişimle, çift, yerel pazarların ve seraların sunduğu potansiyeli fark etti. İlk başlarda mikro yeşilliklerle başlayan bu süreçte, istikrarlı bir büyüme kaydettiler. Sekiz yıl boyunca uyguladıkları titiz kompostlama stratejisi sayesinde, arazilerinin verimliliği gözle görülür bir şekilde arttı ve toprağın organik madde oranı %12’nin üzerine yükseldi. Kimyasal girdilerden kaçınarak, doğayla uyumlu bir üretim modeli oluşturmayı başardılar.
‘Lovin’ Mama Farm’ sadece bir tarım işletmesi olarak değil, aynı zamanda yerel ekonomiye de önemli katkılar sağlıyordu. Altı farklı çiftçi pazarına ürün gönderiyor, dokuz serada taze ürünleri satıyor ve hatta ‘Lovin’ Mama Kitchen’ adıyla açtıkları bir restoranla da yerel halka lezzetli ve sağlıklı yemekler sunuyordu. İşletmeleri, 12 kişiye istihdam sağlayarak, bölgedeki ekonomik aktiviteyi destekliyordu. Ayrıca, düşük gelirli vatandaşlar için EBT sistemini kabul etmeleri, topluma fayda sağlamadaki rolünü daha da pekiştiriyordu.