Londra'nın kalbi, sinema ve kraliyet dünyasının eşsiz bir buluşma noktası haline geldi. Leicester Meydanı'nda gerçekleşen ‘Digger’ filminin dünya prömiyeri, hem Hollywood’un parlak yıldızlarını hem de Britanya’nın en saygın isimlerini bir araya getirdi. Gala, prestijli BAFTA başkanlığını yürüten Prens William ve eşi Prenses Kate Middleton’ın varlığıyla daha da özel bir atmosfere büründü.

Prenses Kate, mor tonlardaki Jenny Packham imzalı elbisesiyle kırmızı halıda adeta bir sanat eseriydi. Elbiseyi, kayınvalidesi Prenses Diana'nın nostaljik küpeleri ve Kraliçe Anne'in ihtişamlı ametist kolyesiyle tamamlayarak, hem geleneksel şıklığına sadık kaldı hem de modern bir yorum getirdi. Aynı anda, Prens William’ın siyah kadife smokin tercih etmesiyle oluşan bu ikili, galanın en dikkat çekici sahnesini oluştururken, Tom Cruise ile aralarındaki samimi diyaloglar, kırmızı halıyı unutulmaz bir anıya dönüştürdü.

‘Digger’, Oscar ödüllü yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun imza filmi, bir petrol zenginin ekolojik felaket yaratması üzerine kurulu, hicivli bir kara komedi. Filmde, Riz Ahmed, Sandra Hüller ve Jesse Plemons gibi yetenekli oyuncularla birlikte, 64 yaşındaki Tom Cruise’un bu rolü için geçirdiği olağanüstü fiziksel değişim, sinema severlerin büyük ilgisini çekti. Cruise, rolü hakkında yaptığı açıklamada, “Daha önce beni bu kadar zorlayıcı bir projeyle karşılaşmamıştım. Bu filmi izlerken, yaratıcılığın sınırlarını aşan, tamamen özgün bir deneyim yaşayacaksınız” dedi.

Gecenin en dikkat çekici anlarından biri, Tom Cruise’un hayranlarına imza dağıtması ve fotoğraf çektirmesi sırasında, merdivenlerden inerken Prenses Kate’e eşlik etmesi oldu. Bu sahne, kraliyet ailesinin her zaman olduğu gibi, centilmenliğin ve nezaketin bir örneği olarak kayıtlara geçti. ‘Digger’ filmi, 2 Ekim’de sinemalarda gösterime girecek ve sinemaseverlerin beklentilerini karşılayıp karşılamayacağını hep birlikte göreceğiz.”} attı. Kırmızı halı üzerinde fotoğraf çekimlerinin yapıldığı, sosyal medyada geniş yankı uyandırdığı ve özellikle Tom Cruise ile Prens William arasındaki diyaloglarının, sinema ve kraliyet dünyası arasındaki ilginç bir buluşmayı ölümsüzleştirdiği bir geceydi.