Birleşmiş Milletler’in son yayınlanan küresel ekonomik değerlendirmesi, enerji piyasalarındaki sert değişimlerin küresel ekonominin geleceği için önemli bir uyarı niteliğinde. Özellikle Orta Doğu kaynaklı petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık, enflasyon beklentilerini yükselterek merkez bankalarının faiz kararlarını yeniden şekillendirme sürecine girdi. Brent petrolün şubat ayından bu yana yaşadığı yaklaşık yüzde 40’lık artış, 100 dolar marjının aşılmasına neden olarak, dezenflasyon hedeflerinin gerçekleşmesini zorlaştırıyor.
Raporda, motorin, jet yakıtı ve ısınma amaçlı petrol ürünlerindeki fiyat artışlarının ham petroldeki yükselişten daha belirgin olduğu vurgulanıyor. Bu durum, üretim süreçlerinden ulaşım sistemlerine kadar geniş bir yelpazede maliyet artışlarını tetikliyor. Yüksek enerji maliyetlerinin tüketici fiyatlarına yansıması ihtimali, merkez bankalarının enflasyonla mücadele stratejilerini daha da hassaslaştırmış durumda. Bu durum, faiz indirimlerini erteleme veya hatta faiz oranlarını artırma kararlarının alınmasına zemin hazırlıyor.
Küresel ekonominin, geçmiş petrol krizlerine kıyasla enerjiye olan bağımlılığının azalması, enerji tedarik zincirlerinin çeşitlenmesi ve bazı ülkelerde uygulanan destek mekanizmaları ilk etapta büyüme üzerindeki olumsuz etkileri kısmen dengelemeye çalışıyor. Ancak, enerji fiyatlarındaki ani yükseliş, bu dengeyi bozarak ekonomik büyümeyi olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle gelişmiş ekonomilerde devlet tahvili faizlerinin son yılların en yüksek seviyesine ulaşması, kamu bütçelerindeki yatırım ve sosyal harcama kalemlerini daraltarak ekonomik büyümeyi daha da kısıtlıyor.
BM’nin 2026 ve 2027 yılına dair büyüme tahminleri, pandemi öncesi olan yüzde 3,2’lik büyüme hedeflerine ulaşmanın zorluğunu gösteriyor. Yüksek enerji maliyetleri, sıkı finansman koşulları ve jeopolitik belirsizliklerin bir araya gelmesiyle küresel ekonominin 2026’da yüzde 2,6 ve 2027’de yüzde 2,9 büyüme göstereceği öngörülüyor. Bu durum, küresel ekonominin önündeki engelleri ve bu engelleri aşmanın yollarını bulma sürecini daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye’nin de enerji ithalatçısı olması sebebiyle, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyon, akaryakıt fiyatları ve dış ticaret dengesi üzerinde doğrudan etkileri bulunuyor. Bu nedenle, Türkiye’nin yeni Orta Vadeli Programı’nda da küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki artışların enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin dikkate alınması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşıyor.”} attı. Ayrıca, eşel mobil sisteminin devreye alınmasıyla akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkilerinin sınırlanması da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, yapay zeka yatırımlarının ve küresel mal ticaretindeki artışın, ekonomik dirençli alanlar olarak öne çıkması da dikkat çekici bir durum.”>