Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Filistin ve İsrail arasındaki uzun süredir devam eden gerilimlerin çözümüne yönelik kritik bir değerlendirme yaptı. BM'nin 81. Genel Kurulu'ndaki özel bir toplantıda, 'İki Devletli Çözüm ve Gazze Kapsamlı Barış Planı' konusundaki yüksek düzeyli bir zirveye katılan Guterres, bu konuya yönelik mevcut yaklaşımların yeterli olmadığını ve daha acil, daha etkili adımlar talep etti.

Guterres, birçok ülkenin son yıllarda Filistin Devleti'ni tanıma kararlarını memnuniyetle karşılasa da, bu kararların sadece deklaratif bir öneme sahip olduğunu, gerçek bir barış sürecinin temelini oluşturmadığını vurguladı. Genel Sekreter, uluslararası hukukun, özellikle BM Güvenlik Konseyi kararları ve 1967 öncesi sınırlar temelinde oluşturulan iki devletli çözüm çerçevesinin, bölgedeki barış için en güvenilir yol olduğunu bir kez daha vurguladı. Ancak, bu çerçeveye yönelik somut adımların eksikliği, bölgedeki gerginliği artırmakta ve barış umutlarını zedelemektedir.

Guterres, özellikle işgal altındaki Filistin topraklarındaki durumla ilgili endişelerini dile getirdi. Yerleşim faaliyetlerinin, uluslararası hukuka açık bir meydan okuma oluşturduğunu ve Filistinlilerin yaşam alanlarını sürekli olarak daraltmakta olduğunu ifade etti. Kutsal mekanlardaki statükonun ihlali, Filistinli ailelerin evlerinden ve topraklarından uzaklaştırılmasına ve etnik temizlik endişelerinin artmasına yol açmaktaydı. E1 bölgesi gibi planlanan yerleşimlerin, Filistin Devleti'nin kurulması için ciddi bir engel teşkil ettiğini vurguladı.

Gazze Şeridi'ndeki durum ise Guterres'in en büyük endişeleri arasında yer alıyordu. Yıkımlar, çaresizlik içinde yaşayan aileler ve sahada somut bir değişimin olmaması, bölgedeki barış sürecinin inandırıcılığını ciddi şekilde zedeliyordu. Guterres, Gazze'deki insani koşulların iyileştirilmesi için acil ve kalıcı bir çözümün bulunması gerektiğini ve bu çözümün sadece taahhütlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, ‘İki Devletli Çözüme verilen desteğin, sözlerin ötesine geçmesi gerektiği’ mesajını bir kez daha iletti. Bölgedeki siyasi partilerin, güvenilir bir siyasi süreci ilerletmek için harekete geçmesi gerektiği uyarısında bulundu ve hedefi açıkça belirtti: 1967 öncesi sınırlar temelinde, Kudüs'ün her iki devletin başkenti olduğu, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde, yan yana barış ve güvenlik içinde yaşayan iki bağımsız, egemen ve demokratik devlet olan İsrail ve Filistin.