Kamu harcamalarının şeffaflığını artırmaya yönelik Sayıştay’ın incelemeleri devam ederken, 2025 yılı raporları önemli detaylar ortaya koydu. Dışişleri, Avrupa Birliği Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi kritik kurumların mali faaliyetleri detaylı bir şekilde değerlendirildi. Raporlarda, kurumların mali tablolarının güvenilirliğine ilişkin olumlu görüşler yer alırken, herhangi bir ciddi ihlal tespit edilmedi. Bu durum, kamuoyuna kurumların mali yönetimindeki dikkatli yaklaşımını gösteriyor.

Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) raporu, savunma harcamalarının önemli bir parçası olan Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nun (SSDF) 2025 yılındaki büyüklüğünü ortaya koydu. Fon, geçen yıl 374 milyar lira seviyesine ulaşırken, 2024 yılında 215 milyar lira düzeyindeydi. Bu, fonun bir yılda yüzde 73 oranında büyüdüğünü gösteriyor. Bu önemli artış, MSB’nin toplam harcamalarıyla birlikte 990 milyar lirayı aşarak, 2025 yılında ortalama dolar kuruna çevrildiğinde 25 milyar doların üzerine çıktığını işaret ediyor. Bu durum, Türkiye’nin savunma sanayiine olan yatırımlarının önemini ve uluslararası arenadaki savunma harcamalarındaki konumunu vurguluyor.

SSDF’nin finansmanı, çeşitli vergilerden elde edilen gelirlerle sağlanıyor. 2017’de yapılan yasa değişikliğiyle fon, veraset ve intikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi ve gelir-kurumlar vergisi gelirlerinden belirli oranlarda pay alabiliyor. Ayrıca, Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan da gelirlerden bir kesimini alıyor. Fona teşebbüs, mülkiyet gelirleri, değer ve miktar değişimleri ve bağışlar da fonun gelir kaynakları arasında yer alıyor. Ancak, bağışlar bu yıl 19 milyon lirayı aşamamakla sınırlı kaldı.

Toplanan fonun büyük bir kısmı, yani 278 milyar lirası harcanırken, bu harcama büyük ölçüde mal ve hizmet alımına yönlendirildi (275 milyar lira). SSDF, TSK’nin modernizasyonu ve savunma sanayiinin gelişmesi için kaynak sağlamayı amaçlıyordu. Ancak, fonun büyüklüğündeki artış, harcama politikalarının ve savunma harcamalarındaki genel eğilimlerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin savunma harcamalarındaki bu yükseliş, uluslararası güvenlik ortamı ve bölgesel dinamikler açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.