Eğitim dünyasında yankı uyandıran bir gelişmeyle karşı karşıya geldik. Sayıştay'ın yayınladığı 2025 yılına ait detaylı denetim raporları, yükseköğretim kurumlarındaki ciddi hesap hataları ve usulsüzlüklerin gözler önüne serdi. Bu raporlar, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) ve Yükseköğretim Kalite Kurulu’na (YÖKAK) yönelik kapsamlı bir inceleme sunuyor ve sistemin mali yapısında derin sorunlara işaret ediyor.

Raporların ilk bulguları, açık öğretim fakültelerinin gelirlerinin yönetimini mercek altına alıyor. Kurul tespitine göre, açık öğretim fakültelerinin döner sermaye gelirlerinin büyük bir bölümü (yüzde 80'i) YÖK'e aktarılması gerekiyordu. Ancak, bu aktarımı denetleyecek etkin bir mekanizma oluşturulmamış. Bu durum, Anadolu Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi gibi önemli kurumların YÖK'e yapması gereken aktarmalarda ciddi eksikliklere yol açtı. Anadolu Üniversitesi'nin 2022'deki eksik aktarımı 457 milyon 455 bin 191 TL, Ankara Üniversitesi'nin ise 2025 yılı için yapmaması gereken aktarımı 16 milyon 752 bin 256 TL olarak kayda geçiyor.

Raporların en dikkat çekici noktalarından biri, YÖK'e ait arsa, arazi ve binaların muhasebe kayıtları ile net değer hesapları arasındaki çelişkidir. Bu durum, bilançoda tam 10 milyar 689 milyon 515 bin 653 TL'lik bir farka neden oldu. Sayıştay'ın YÖK'ten aldığı açıklamalar, bu farkın “enflasyon düzeltmesi kayıtlarının karşılıklı hesaplara yansıtılmamasından” kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum, mali yönetimdeki ciddi eksiklikleri ve hesaplama hatalarını gözler önüne seriyor.

Sayıştay'ın YÖKAK'a ilişkin raporu, kurumun usulsüz yetki dağıtımını eleştiriyor. YÖKAK, Türkiye'de üniversite programlarını akredite etmeye tek yetkili kurum olmasına rağmen, uygulamada “nihai onay yetkisini” tamamen bağımsız dış denetim derneklerine devretti. Bu durum, YÖKAK'ın mali bağımsızlığını zayıflatırken, sertifikalarda kurumun logosunun kullanılmaması da sistemde şeffaflık eksikliğine işaret ediyor. Ayrıca, ÖSYM’nin “ÖSYM Başkanlığı B Blok tadilatı yapım işi” için yaptığı 1 milyon 865 bin 762 TL'lik ödemenin ilgili hesaba kaydedilmemesi, kurumun bilançosunda önemli bir açığı da beraberinde getiriyor. Bu durum, hesaplamalarda yaşanan karmaşıklığı ve denetim mekanizmalarının yetersizliğini gözler önüne seriyor.