İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, İBB davasının 75. duruşmasında yaptığı savunma sırasında okuduğu Sezai Karakoç'un 'Onlar Sanıyorlar Ki' şiiri, beklenmedik bir şekilde uluslararası platforma taşındı. İmamoğlu'nun, hukuki süreçte yaşadığı zorlukları ve savunma stratejisini ifade ederken okuduğu dizeler, o günden sonra siyasi tartışmalara zemin hazırladı. Şiirde yer alan, adaletin gecikmesi, sessizliğin sonuçları ve tarihin adaleti göreceği vurgusu, İmamoğlu'nun duruşmasında dile getirdiği mesajlarla örtüşerek, hukuki bir mücadeleyi daha geniş bir zemine taşıdı.

Olay, İBB Başkanı'nın savunmasında kullandığı güçlü ifadelerle daha da dikkat çekici hale geldi. ‘Avukatımın tutuklanmasından savunmamın tutuklanmasına, ardından kitabımın tutuklanmasına geldik. Bir sonraki aşama nedir?’ şeklinde başladığı savunmada, Sezai Karakoç'un şiirinden seçtiği dizelerle, adaletin gecikmesi ve hukukun üstünlüğüne dair endişelerini dile getirmişti. ‘Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Onlar sanıyor ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Tanrı’nın gazabından kurtulamayacaklar.’ ifadeleri, adeta bir direniş çağrısı niteliği taşıyarak, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Bu durum üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’ndaki konuşmasının sonunda aynı şiiri okudu. Bu beklenmedik hamle, uluslararası arenada büyük bir dikkat topladı ve Türkiye'nin dış politikadaki duruşunu yeniden şekillendirme potansiyeli taşıdı. Erdoğan'ın şiiri okurken gözlerini kapattığı ve duygulandığı görüldü. Bu durum, şiirin içerdiği mesajların, Cumhurbaşkanı tarafından da benimsenmiş olduğunu gösterdi. Aynı zamanda, İmamoğlu'nun duruşma savunmasında kullandığı dilin, ulusal bir sembole dönüşerek, siyasi bir mesajın aktarılmasına zemin hazırladığını da ortaya koydu.

Olayın ardından, eski Başbakan Binali Yıldırım da Erdoğan'ın şiiri okurken duygulanıp gözyaşlarını tuttuğu sırada salonda yer aldı. Bu sahne, yaşananların potansiyel etkilerinin ve siyasi hassasiyetlerin bir göstergesi olarak yorumlandı. Olay, hukuki bir süreçle başlayıp, uluslararası bir platformda tartışma yaratmış ve siyasi arenayı yeniden hareketlendiren ilginç bir örnek olarak tarihe geçti.”}