Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde devam eden, 414 sanıklı İBB Davası’nda bugün dikkat çekici bir gelişme yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan reklam ajansı sahibi Şeyhmus Sarıboğa, mahkeme salonunda verdiği ifadelerde, suçlamaları reddederken aynı zamanda kendi yaşadığı zorlukları ve mağduriyetleri de göz gözle ortaya koydu. Duruşma, tutuklu sanıkların sağlık durumları ve ifade süreçleriyle şekillenirken, Sarıboğa’nın anlatımları adeta bir dram sunumu gibiydi.

Sarıboğa, ilk olarak cezaevindeki sağlık şartlarından şikayet ederek, verem teşhisi, şeker hastalığı ve kaburgalarındaki kırıklar nedeniyle yaşadığı zorlukları aktardı. Özellikle cezaevi koşullarının tedavi sürecini engelleyip engellemediği konusundaki belirsizliği dile getirirken, “Ocak ayı sonunda gözüm karardı, düştüm, kaburgalarım kırıldı. Kaburgalarım hâlâ iyileşmedi. Bugün bile nefes darlığı çekiyorum. Bunlar cezaevi koşullarında tedavi edilecek şeyler değil” diyerek, duruşma salonunda bir sessizlik yarattı. Ayrıca, avukatının ona sunduğu ‘ihlal’ teklifini ve bu teklife verdiği reddi de mahkemenin dikkatini çekti.

Sanık, suçlamaları kesin bir dille reddederken, iddialarda yer alan detayları da sorguladı. Murat Kapki’ye para taşıdığı ve adına şirket kurulduğu iddialarını çürüterek, “Sahte fatura ile nakde çevrilmiş bir parayı taşıdığım doğru değildir. Ben öyle bir şey yapmadım. Ne sahte fatura ile ilgili bir işlem yaptım ne de yasa dışı şekilde para taşıdım” şeklinde savunmalarını sürdürdü. Tanık beyanlarındaki kendi adı geçenlere ilişkin ifadelerin gerçeği yansıtmadığını da vurgulayarak, ağır verem tedavisi gördüğü dönemdeki koşulları ve yaşadığı izolasyonun, yanlış anlaşılmalara yol açtığını savundu. Ailesiyle görüşememesi konusundaki acısını ise “12 aydır iki kızımı göremiyorum. Doğum günleri oldu. Telefonda ‘Baba eve gelmeyecek misin artık?’ diyorlar. Ben bunları yaşayacak ne yaptım?” şeklinde dile getirdi.

Duruşmanın sonuna doğru, Sarıboğa’nın şirketle ilgili iddialara verdiği yanıtlar da dikkat çekti. Ecrimisil karşılığı reklam alanı kullandığı ve BFK Endüstri adlı şirketin kendisine ait olduğu iddialarını kesin bir dille reddetti. Şirket isimlerinin benzerliği nedeniyle suçlandığını belirterek, sürecin karmaşıklığına işaret etti. Tutukluluğunun şirketinin faaliyetlerini nasıl durdurduğunu ve ailesiyle olan bağını kopararak, tüm bu sorunların bir araya gelmesiyle oluşan yıkımın boyutlarını gözler önüne serdi. Tahliye talebini sürdürüyor ve yargılanmaktan çekincesi olmadığını vurgulayarak, adalete olan güvenini korudu.