İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisine yöneltilen “görevi kötüye kullanma” davasının ilk duruşmasında, yargı süreçleriyle ilgili sert eleştirilerde bulundu. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kullandığı özel aracın belediye tarafından kullanılmasına ilişkin açılan davada İmamoğlu, yargı sistemine olan güveninin sarsıldığını ve bu süreçlerin siyasi bir zemin üzerine inşa edildiğini savundu. Hakim karşısında sergilediği tutumla, adaletin bağımsızlığının ve tarafsızlığının sorgulanması gerektiğini vurguladı.
İmamoğlu, savunmasında, kendisinin belediye başkanlığını, lüks tüketim ve gösterişli araçlarla değil, halkın ihtiyaçlarına odaklanarak yürütmek istediğini belirtti. Makamın, siyasetçiler için geçici bir görev olduğunu ve seçimle gelen bir yönetim anlayışına uyduğunu ifade etti. Özellikle, “yalakları” ve “makamdan beklenti olanları” kınayarak, kendi yönetim felsefesinin halkla ve görevine bağlılıkla örtüştüğünü gösterdi. Dava konusu araçla ilgili, belediyenin sunduğu araçların daha iyi bir alternatif olduğunu ve bedelsiz olarak tahsis ettiğini belirterek, bu ilişkinin protokollerle sağlandığını ve giderlerin daha sonra tespit edildiğini açıkladı.
Dava sürecinde, 20 bin lirayı aşan yakıt giderleri nedeniyle yargılanmasına rağmen, İmamoğlu, 2019 seçimlerindeki rakibi Binali Yıldırım'a İBB tarafından 42 araç tahsis edildiğini ve Cumhurbaşkanlığı makamı, Cumhurbaşkanlığı korumaları ve yakın aile fertleri için de İBB tarafından çok sayıda araç tahsis edildiğini hatırlatarak, bu durumun da ayrı bir değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bu iddiaların, siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısı yaparken, Kılıçdaroğlu'na yönelik doğrudan bir göndermede bulunarak, “siyasi tutsağım” ifadesini kullandı. Bu söylem, mahkeme salonunda yankı uyandırdı ve İmamoğlu'nun tutukluluğunun siyasi bir motivasyonla yürütüldüğüne dair şüpheleri artırdı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun tutukluluğu hakkında Euronews Türkçe'ye yaptığı açıklamada, İmamoğlu'nun “siyasi tutuklu” olarak görülmesinin doğru olmadığını savunarak, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, herkesin yargı süreçlerinde hesap vermeye hazır olması gerektiğini ve Cumhurbaşkanı adaylığı ile davaların ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İmamoğlu'nun mahkeme ifadeleri, yargı sistemine yönelik eleştirilerini ve siyasi baskı altında olduğunu hissettiren söylemlerini bir kez daha gözler önüne serdi.