New York'ta düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı, Türkiye ekonomisinin küresel arenadaki güçlü duruşunu bir kez daha gözler önüne seren önemli bir platform oluşturdu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ABD’li doğrudan yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantı, Türkiye’nin ekonomik temellerinin ve geleceğe yönelik vizyonunun detaylarını içeren kapsamlı bir analiz sunarak yatırımcıların ilgisini çekti.
Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, ABD’li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelerek Türkiye ekonomisinin zorlu küresel koşullara rağmen güçlü ve dayanıklı olduğunu vurguladı. Şimşek, düşük borçluluk oranları, artan uluslararası rezervler, dış şoklara karşı azalmış kırılganlıklar, KKM’den (Kredi Garanti Fonu) çıkış ve önemli ölçüde artan verimlilik oranlarının, ekonominin olası şoklara karşı direncinin temelini oluşturduğunu belirtti. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik istikrarına olan güveni pekiştirdi ve yatırımcılar için cazip fırsatlar sunduğunu gösterdi.
Şimşek’in vurguladığı temel noktalar arasında, kişi başına gelire oranında yüksek seyreden sabit sermaye yatırımları ve son iki yılda kaydedilen verimlilik artışındaki hızlı ivme yer aldı. Bu iki unsurun, orta vadeli büyüme hedeflerine ulaşmada önemli bir rol oynadığını ve ekonominin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayrıca, toplam borçluluk oranlarının düşüklüğü ve kamu maliyesindeki geniş hareket alanı, ekonominin kırılganlığını azaltarak daha fazla esneklik sağladı.
Ekonominin dayanıklılığını artırdığına işaret eden Şimşek, Türkiye’nin stratejik konumunun, gelişmiş imalat ve hizmet sektörlerinin gücü, güçlü altyapısı, nitelikli iş gücü ve yeşil/dijital dönüşüm çabalarıyla birlikte, güvenilir bir tedarikçi olarak uluslararası arenada öne çıktığını vurguladı. Vergi teşvikleri ve dijital hizmet ihracatındaki fırsatlar da yatırım ortamını güçlendirerek, savunma sanayiinden turizme, sağlık turizminden dijital oyunlara kadar geniş bir yelpazede büyüme potansiyeli sunduğunu belirtti. Bu sayede, Türkiye ekonomisi hem küresel rekabet gücünü artırıyor hem de yeni iş olanakları yaratıyor.