Küresel otomotiv sektöründe yaşanan çalkantılı değişim, devlet bütçelerinin geleceği için de önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. Elektrikli araçların hızla yaygınlaşması, sadece üretim süreçlerini ve teknolojik gelişmeleri değil, aynı zamanda vergi gelirlerinin yapısını da derinden etkilemeye başladı. Fransa, Yeni Zelanda, İzlanda ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, bu değişime uyum sağlamak ve akaryakıt vergilerinden kaynaklanan gelir kaybını telafi etmek için yenilikçi vergi stratejileri geliştiriyor.

Fransa'da, benzin ve dizel araçlara uygulanan yakıt vergilerinin geleceği tartışılırken, elektrikli araçların artan popülaritesi, mevcut gelir modelinin sürdürülebilirliğini sorguluyor. 2024 yılı itibarıyla binek otomobillerden elde edilen özel tüketim vergisi ve KDV yaklaşık 24 milyar euro seviyesindeydi. Ancak elektrikli araç filosunun genişlemesiyle bu gelir kaynağında ciddi bir düşüş yaşanması öngörülüyor. Ekonomistler, tamamen elektrikli bir araç filosunun elektrik vergileri üzerinden sağlayacağı gelirin yalnızca 4 ila 5 milyar euro civarında kalabileceğini tahmin ediyor. Bu durum, kilometre bazlı bir vergi sistemi gibi alternatif modellerin tartışılmasını beraberinde getiriyor.

Dünya genelinde ise farklı ülkeler, elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan bu boşluğu doldurmak için çeşitli çözümler üretiyor. Yeni Zelanda, 1 Nisan 2024'ten itibaren dizel araçlarda uygulanan Yol Kullanım Ücreti sistemine elektrikli araçları da dahil etti. Sürücüler, 1.000 kilometrelik dilimler halinde kullanım izni satın alıyor ve araçlarının kat ettiği mesafe, kilometre başına ücretlendirme ile belirleniyor. Hafif elektrikli araçlar için bu ücret 76 Yeni Zelanda doları (yaklaşık 38 euro) seviyesindeyken, şarj edilebilir hibrit araçlarda ise bu tutarın yarısı uygulanıyor. Bu sistem, araç kullanımının gerçek verilerine dayanarak gelir elde etmeyi amaçlıyor.

İzlanda ve Birleşik Krallık da benzer yaklaşımları benimsemeye hazırlanıyor. İzlanda'da 2024 yılında elektrikli ve hidrojenli araçlarla sistem başlatılırken, 1 Ocak 2026'dan itibaren içten yanmalı motorlu araçlar da sisteme dahil edilecek. Birleşik Krallık ise 2028 yılına kadar elektrikli araçlar için kilometre başına 2,2 sent, şarj edilebilir hibrit araçlar için ise 1,1 sent ödeme planını uygulamayı hedefliyor. Bu modeller, araç kullanımının yoğunluğu ve mesafesi dikkate alınarak gelir elde etmeyi amaçlıyor ve geleneksel yakıt vergisi sistemlerinin yerini almaya hazırlanıyor.

Türkiye'nin bu gelişmelere nasıl tepki vereceği ise henüz net değil. Son yıllarda elektrikli araçların sayısı hızla artarken, 2026 yılı itibarıyla 472 bin 157 elektrikli otomobil trafiğe kaydoldu. Otomobil ve hafif ticari araç pazarında elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 51,9'a ulaştı. Ancak Türkiye'de elektrikli araçlara kilometre başına yeni bir vergi getirilmesine yönelik resmi bir plan bulunmuyor. Mevcut sistemde elektrikli araç sahipleri, satın alma aşamasında ÖTV ve KDV'ye, kullanım sırasında ise Motorlu Taşıtlar Vergisi'ne tabi. Dolayısıyla elektrikli araçların yaygınlaşması, otomobillerden alınan vergilerin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Yine de, elektrikli araçların kullanımının artması, uzun vadede akaryakıt tüketimine bağlı vergi gelirlerinin yapısını değiştirebilir ve devletin yeni vergi modellerini değerlendirmesine neden olabilir.