Türk tiyatrosunun parlak yıldızı Bilge Şen, bu akşamki özel ödül töreninde, uzun ve köklü sanat hayatının zirvesine çıktı. 60 yılı aşan, sanatla yoğrulmuş bir kariyere sahip olan Şen, sahneye çıkar çıkmaz, izleyicilere ve basın mensuplarına duyduğu minnettarlığı dile getirdi. Yıllarca Devlet Tiyatroları’nın vazgeçilmez ismi olarak görev yapan Şen, sahnede, sanatın kendisine kattığı değerleri anlatırken, aynı zamanda geçmişine de yaptığı anlamlı göndermelerle atmosferi daha da şenlendirdi.
82 yaşındaki Şen, uzun yıllar boyunca sahne ışıklarının altında, sayısız oyunda rol almış, binlerce seyirciyi büyülemiş bir isim olarak, ödülünü alırken yüzünde hem gurur hem de derin bir tecrübe ifadesi taşıyordu. Törende, 46 yıl boyunca Devlet Tiyatroları’nda görev yapmış olması nedeniyle kendisine bu özel ödülün verilmişti. Ancak bu ödülün, onun 60 yıllık özverili çalışmasına layık bir karşılık olup olmadığı sorusu, Şen’in ağzından bir sitemle ortaya çıktı.
Ödül töreninin en dikkat çekici anlarından biri, Bilge Şen’in 44 bin TL’lik emekli maaşını açıklarken kullandığı ifadeler oldu. “46 yıl devlete hizmet ettim, 44 bin TL maaş alıyorum” sözleri, salonda bir an olsun sessizliğe neden oldu. Yıllarca sahnelere adanmış, sayısız projede yer almış bir sanatçının, emeklilik sonrası elde ettiği gelirin, uzun yılların emeğinin karşılığını tam olarak karşılayıp karşılamadığının sorgulanması, büyük bir yankı uyandırdı. Bu durum, emeklilik sistemine dair önemli bir tartışma başlatma potansiyeli taşıyordu.
Bu tartışma, daha önce de Bilge Şen’in gündeme taşıdığı emekli maaşı konusuna geri döndürdü. Geçtiğimiz yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yer almış olan Şen, o dönemde aldığı emekli maaşının, yoksulluk sınırının altında kaldığını dile getirmişti. Bu durum, sanat camiasında ve kamuoyunda büyük bir tepkiye neden olmuştu. Bilge Şen’in bu açıklamaları, sadece kendi kişisel durumunu değil, aynı zamanda emekli maaşlarının günümüz koşullarında yeterli olup olmadığını da sorgulamaya davet ediyordu. Bu ödüldeki konuşması, sadece bir sanatçının kişisel eleştirisini değil, uzun yıllardır süren bir sorunun da dikkat çekici bir örneği olarak tarihe geçti.