Küresel emtia piyasalarındaki karmaşık değişimlerin en çarpıcı örneklerinden biri altın alanında yaşanıyor. Standard Chartered’ın son analizleri, altın fiyatlamasının uzun süredir temelini oluşturduğu faiz-altın ilişkisinin artık eskisi gibi işleymediğini gösteriyor. Bankanın uzmanları, yatırımcıların odağının kısa vadeli para politikalarından ziyade, yapısal faktörlere kaydığını vurguluyor.
Analizler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) son faiz kararlarının altın üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor. Geçen hafta uygulanan 25 baz puanlık faiz artışı ilk etapta altın fiyatlarında kısa süreli bir düşüşe neden olmuş olsa da, altın piyasası Fed’in müdahalesiyle birlikte hızla toparlanmayı başardı. Standard Chartered’ın analisti Suki Cooper, fiyatlardaki 50 günlük hareketli ortalama çevresinde teknik destek aranması gerektiğini belirtiyor.
Piyasaların 2026’nın başında Fed’den iki faiz indirimi beklentisiyle ons altın yaklaşık 4.500 dolar seviyesinde işlem görmesine rağmen, Fed’in faiz artırma politikaları ve piyasalardaki yıl sonuna kadar bir faiz artışı beklentisi altın fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi. Bu durum, yatırımcıların altın yerine tahviller gibi faiz getirisi sağlayan varlıklara yönelmesine neden oldu.
Standard Chartered, yatırımcıların altın talebindeki hareketliliğini de dikkat çekici bir unsur olarak değerlendiriyor. Özellikle, tahvil getirilerinin yüksek olduğu bir dönemde, altın bazlı borsa yatırım ürünlerine (ETF) olan talep rekor seviyelere ulaştı. Ağustos ayında bu ürünlere 121 tonluk net giriş gerçekleşti ve bu miktar, Eylül 2025’ten bu yana görülen en yüksek aylık giriş oldu. Bu durum, yatırımcıların altın üzerindeki güveninin devam ettiğini ve yapısal faktörlerin altın fiyatlarını desteklemeye devam ettiğini gösteriyor.