Türkiye ekonomisinin son dönemdeki inişli çıkışlı seyri, kamuoyunda giderek artan endişelere yol açarken, Yeni Şafak'tan yükselen ses dikkatleri üzerine çekti. Gazeteci İsmail Kılıçarslan’ın son imzası olan bu yazı, iktidarın ekonomik politikalarına yönelik doğrudan bir eleştiri sunarak, mevcut durumu acil bir şekilde değerlendirmeye davet ediyor. Kılıçarslan, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda bir uyarı niteliğindeki bu metninde, vatandaşın karşı karşıya olduğu sorunları çarpıcı bir dille aktarıyor.
Yazının merkezinde, son yıllarda yaşanan yoksullaşma ve bu durumun bireyler üzerindeki etkileri yer alıyor. Kılıçarslan, ‘Aracımıza benzin almaya korkuyoruz, marketten gönlümüzce alışveriş yapmaya korkuyoruz’ gibi ifadelerle, sıradan vatandaşın ekonomik sıkıntılarını gözler önüne seriyor. Bu durum, iktidarın ekonomik politikalarının halkın yaşam standartlarını nasıl etkilediğine dair önemli bir tablo çiziyor. Yazar, bu sıkıntıların yanı sıra, vergi politikalarındaki artışlar ve enflasyon gibi konulara da değinerek, iktidarın bu sorunlara yönelik çözüm odaklı yaklaşımının olup olmadığını sorguluyor.
Kılıçarslan’ın eleştirisi, özellikle sermaye piyasalarındaki vurgunlara yöneliyor. ‘Fon’ adı altında toplanan ve ardından yatırımcılardan usulü çıkarılan paraların nereye gittiği konusunda ciddi sorular soruyor. ‘Kimin yetkili olduğunu bilmeden söylüyorum. Fonlar sahibi oldukları şirketleri borsada spekülasyonlarla milyar dolarlık hacimlere ulaştırıp vatandaşın parasını cukkalarken bu işin yetkilileri tam olarak ne işle meşguldü?’ diyerek, bu tür manipülasyonların sorumluların hesap verebilirliğine işaret ediyor. Yazar, bu tür olayların sadece yatırımcıları değil, tüm ekonomiyi olumsuz etkilediğini vurguluyor ve bu tür uygulamaların önüne geçilmesi gerektiğini savunuyor.
Yazının son bölümünde, Kılıçarslan, konuk olduğu bir programda ‘Savaş olmasaydı enflasyon 7 puan daha aşağıda olurdu’ diyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Bu tür ‘kolay’ çözümlerin, sorunun kökenine inilmeden sunulduğunu ve gerçek sorunları çözmekten uzak olduğunu savunuyor. Yazar, iktidarın hesap verebilirliği, şeffaflığı ve ekonomik politikalarının halkın refahını nasıl etkilediği gibi konulara dair daha net ve somut adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, okuyuculara önemli bir çağrıda bulunuyor.