Dünyanın ekonomik dengeleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin uyguladığı gümrük vergileri ve korumacı ticaret politikalarıyla kökten değişiyor. University of Central Florida’dan Profesör James Bacchus, bu durumun küresel ticarette yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu vurguluyor. ABD’nin, ekonomik gücünü bir araç olarak kullanarak ticaret ortakları üzerindeki baskıyı artırması, aslında bu ülkelerin Washington’a olan bağımlılıklarını azaltma stratejisine yönelmelerine neden oluyor. Bu durum, özellikle ABD ile en yakın ticaret ortakları arasında yeni anlaşmaların ve ittifakların oluşmasına zemin hazırlıyor.
Kanada örneği, bu dönüşümün en çarpıcı göstergesini sunuyor. ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın (USMCA) uzatılma sürecindeki başarısızlık, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Avrupa Birliği ile derinleşen ekonomik ve güvenlik entegrasyonunu hızlandırmasına yol açtı. Bu hamle, Carney’nin liderliğindeki Kanada’nın, ABD’ye karşı bir denge oluşturma ve alternatif ticari yollar arama çabasının somut bir örneğini oluşturuyor. Bu stratejik hamle, ABD’nin ticaretteki etkisini azaltırken, Kanada’nın Avrupa’da daha güçlü bir ekonomik ve siyasi rol üstlenmesine katkıda bulunuyor.
Profesör Bacchus’a göre, Trump yönetimi döneminde uygulanan ve “Kurtuluş Günü” olarak ilan edilen gümrük vergileri, Washington’ın hedeflerine ulaşmadığı gibi, küresel ticaretin akışını da önemli ölçüde değiştirdi. Bu politikalar, diğer ülkelerin ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltmak yerine, alternatif ticaret ortakları aramalarına neden oldu. ABD’nin korumacı yaklaşımı, ekonomik rekabeti artırırken, diğer ülkelerin kendi aralarındaki ekonomik işbirliğini daha da güçlendirmesine yol açtı. Michigan, Wisconsin, Pennsylvania, Georgia ve Kuzey Carolina gibi eyaletlerin Kanada’ya yaptığı ihracat, bu yeni ticaret dinamiklerinin en belirgin kanıtlarından biri. Bu eyaletlerin ihracat gelirlerinin önemli bir bölümünün Kanada’ya gitmesi, ABD’nin ticaret politikalarının küresel ticaretteki etkisini azaltma çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, küresel ticaret arena, ABD’nin korumacı yaklaşımı karşısında yeni bir şekle giriyor. Ülkeler, Washington’a olan bağımlılıklarını azaltmak ve alternatif ticaret yolları aramak için yeni anlaşmalar kuruyor. Bu durum, küresel ekonomide daha fazla çeşitliliğin ve farklılaşmanın ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Bacchus’un analizleri, küresel ticaretin geleceğinin, ABD’nin ticaret politikalarından bağımsız olarak, ülkelerin kendi ekonomik çıkarlarını koruma ve savunma çabalarıyla şekilleneceğini gösteriyor.”} attı.