Türkiye’nin gündemini uzun süredir etkisi altına alan ve adeta bir dava haline gelmiş Kaşif Kozinoğlu vakası, yeni bir gelişmeyle yeniden dikkatleri üzerine çekti. Gazeteci Selahattin Günday, 2011 yılında adliyeye gelişine ilişkin görüntüleri haberleştirdiği gerekçesiyle başlayan süreçte, bu kez ikinci kez tutuklandı. İlk tutuklamaya itirazı henüz karara bağlanmadan, müvekkili “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlamasıyla yeniden hapse atıldı.

Soruşturmanın ilk aşamalarında, Günday’ın Beşiktaş Adliyesi’nde çekilen görüntüleri haberleştirme eylemiyle ilgili olarak “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” ve “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamalarıyla tutuklandı. Ancak, avukatlarının yaptığı ilk itiraz, hukukun ilkelerini sorgulayan bir tepkiye yol açtı. Bu itirazın reddedilmesinin ardından, savcılığın yeni bir suçlama ile hareket etmesi, sürecin karmaşıklığını ve potansiyel hukuki sorunları daha da belirginleştirdi.

Avukat Hüseyin Ersöz ve ekibi, ikinci tutuklama kararının ardından, itirazlarının dikkate alınmadığını ve sürecin hukuka aykırı ilerlediğini vurguladı. Ersöz’ün açıklamaları, hukukun üstünlüğüne olan inancın sarsılmaması ve adalete olan umudun korunması gerektiğini gösteriyor. Bu durum, basın özgürlüğüne ve ifade özgürlüğüne yönelik ciddi endişeleri de beraberinde getirdi.