Kaliforniya eyaletinin Ruby Madeni’sinde 1968 yılındaki keşfiyle altın dünyasına damga vuran ‘Cullen Külçesi’, 60 yılın ardından beklenmedik bir başarıyla açık artırmada yeni sahibini buldu. Bu olağanüstü buluntu, sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda madencilik tarihine kazınmış bir efsane olarak hafızalara yerleşti. Müzayede, 29 Nisan 2026 tarihinde Heritage Auctions tarafından düzenlenerek, bu eşsiz parça altın koleksiyonerlerinin gözdesi oldu.
Müzayedede açıkça belirtildiği gibi, ‘Lot 72086’ koduyla sunulan Cullen Külçesi, internet üzerinden gerçekleşen en yüksek teklifle yeni sahibine geçti. Bu, 451,41 gram ağırlığındaki, 6,2 cm uzunluğunda, 5,7 cm genişliğinde ve 2 cm kalınlığındaki altın parçası için 71 bin 875 dolar (yaklaşık 3 milyon 508 bin 900 Türk Lirası) karşılığında ödeme yapıldı. Bu durum, altın piyasasında benzer buluntular için rekor bir fiyattır.
Bu altın külçesinin hikayesi, 1968 yılında Sierra Bölgesi’ndeki Mineral Dağı üzerinde Ruby Madeni’nde madenci Joe Cullen tarafından bulunmasıyla başlıyor. Cullen’ın ismi, keşfettiği bu değerli parçaya verildi ve altın dünyasında unutulmaz bir yer edindi. Külçe, keşfinden itibaren karmaşık bir mülkiyet zinciri izlemiş; Joe Cullen’dan sonra W. Leicht Koleksiyonu’na, 1993 yılında J. Marshall Koleksiyonu’na ve son olarak ABD’nin kuzeydoğusundaki özel bir koleksiyona geçti. Bu süreçte, külçenin geçmişi ve değeri sürekli olarak korunmuş ve artmıştır.
Ruby Madeni’nde bulunan bu altın parçası, Kaliforniya Altına Hücum dönemi olan 1850’lerden beri aktif olan Alleghany (Forest) Madencilik Bölgesi’nin önemli bir parçasıdır. 1930’lu yıllarda, madenciler tarafından yumruk büyüklüğünde altınların çıkarıldığı bu bölge, yüksek tenörlü altın üretimiyle tanınır. Cullen Külçesi’nin, bölgenin zengin altın rezervlerinden bir örneği olarak kabul edilmesi, değerini daha da artırmıştır. Ayrıca, aynı müzayedede, Avustralya menşeli 55,16 troi onsluk bir altın külçesi ve 11,10 troi onsluk kristalleşmiş bir altın örneği de yüksek fiyatlarla satılarak, altın piyasasına ilginin ne kadar yoğun olduğunu göstermiştir.”} attı: