Türkiye’nin emekli sistemi, uzun yıllardır süregelen bir karmaşıklık içerisinde, çalışanların geleceğe dair beklentilerini sürekli olarak sarsıyor. Çalışma hayatına katılan milyonlarca sigortalı, emeklilik hedeflerine ulaşırken, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) uyguladığı hesaplama yöntemleriyle karşı karşıya kaldıklarında, beklentilerinin tam tersi bir gerçekle yüzleşiyorlar. Bu durum, sistemin temel amacından sapmış, çalışanları belirsizliğe sürükleyen bir çelişki yaratıyor.
SGK Uzmanı Özgür Erdursun’un analizleri, bu durumun ne kadar yaygın ve etkili olduğunu ortaya koyuyor. Mevcut sistem, prim ödeme süresince artması beklenen emekli aylığını, takvim yılına göre yapılan güncelleme hesaplamalarıyla aniden düşürebiliyor. Bu durum, çalışanların yıllarca ödediği primlerin, emeklilik gelirine dönüştüğünde bekledikleri kadar katkı sağlamadığını gösteriyor. Sistemdeki bu çelişki, özellikle asgari ücretliden yüksek gelirli çalışanlara kadar tüm sigortalıları etkileyen geniş bir sorun alanı oluşturuyor.
Erdursun’un verilerine göre, asgari ücretin 2,5 katı gibi bir ilave çalışmanın aylığa yaklaşık 170 TL katkı sağlaması beklenirken, yılın değişmesiyle birlikte bu katkı önemli ölçüde azalıyor. 2022’den 2023’e, 2024’ten 2025’e veya 2025’ten 2026’ya geçerken yaşanan güncelleme farkları, emekli aylığında önemli kayıplara neden oluyor. Örneğin, 2026 yılı için belirlenen asgari ücretin 33.030 TL olması durumunda, bir yıl daha çalışmanın emekli aylığına yaklaşık 2.400 TL katkı sağlaması beklenirken, yılın değişmesiyle birlikte bu katkı önemli ölçüde azalıyor.
Bu durum, emekliliğini bekleyen veya emeklilik şartlarını henüz tam olarak sağlamayan sigortalılar için büyük bir risk oluşturuyor. Yaş şartını bekleyenlerin tercih hakkı bile bulunmuyor. Sistemdeki bu belirsizlik, çalışanların geleceğe dair plan yapmasını zorlaştırıyor ve ekonomik olarak onları mağduriyetlere sürükliyor. Uzmanlar, bu nedenle sistemde köklü bir reform yapılması gerektiğini savunuyor. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu, insanları daha önce emekli olmaya yönlendiren değil, çalışmayı, üretmeyi ve daha fazla prim ödemeyi özendiren bir emekli aylığı hesaplama sistemine sahip olması gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, uzun yıllar boyunca ‘çalış, daha fazla prim öde, kayıtlı istihdamda kal’ denerek çalışanların umutlarını boşa çıkaran bir sistemle karşı karşıya kalınacak.