New York'ta düzenlenen, iki medeniyetin yüzyıllık dostluğunu kutlayan ‘100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri’ etkinliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’deki diplomatik ziyaretinin merkez üssü oldu. Etkinlikte, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geleceğine dair önemli mesajlar verilirken, ekonomik işbirliğinin ivme kazanması için somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

Erdoğan, konuşmasında, ortaklığın temelini oluşturan savunma sanayiindeki işbirliğinin, ikili ve NATO çerçevesinde daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Ortaklığımızın en güçlü dallarından biri olan savunma sanayinin, gerek ikili, gerek NATO bünyesinde geliştirilmesi zaruridir. İki müttefik arasında hiç olmaması gereken engelleri geride bırakarak yeni bir ivme yakalamak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, iki ülkenin güvenlik ve istikrar alanındaki ortaklığını daha da derinleştirmeyi hedefliyor.

Etkinlikte ayrıca, Türkiye ve ABD arasındaki ticari ilişkilerin son dönemdeki büyüklüğü ve gelecekteki potansiyeli de konuşuldu. Son 10 yılda iki katlanarak 38 milyar doları aşan ikili ticaret hedefine ulaşma yolunda hız kesmeden ilerleyen iki ülke, 2025’te 40 milyar doların üzerine çıkmayı hedefliyor. Başkan Trump ile birlikte belirlenen 100 milyar dolar ticaret hedefine ulaşmak için, Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu ve bu konumdan kaynaklanan ticari fırsatlar tam olarak kullanılması gerektiği vurgulandı. Ekonomik büyüme hedefleri, iki ülke arasındaki işbirliğini daha da güçlendirecek ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 24 yılda elde ettiği ekonomik başarıları da aktararak, milli gelirin 236 milyar dolardan 1,8 trilyon dolara yükselmesi ve kişi başına düşen gelirin 20 bin doların üzerine çıkması gibi hedeflere ulaşılacağını duyurdu. Ülkeye yapılan doğrudan yabancı yatırımların 300 milyar doları aştığı ve deprem felaketinden sonra şehirlerin hızla yeniden inşa edildiği bilgisi, Türkiye’nin dayanıklılığını ve yatırım ortamındaki cazibesini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik gücünün ve potansiyelinin, uluslararası yatırımcılar için önemli bir fırsat sunduğunu da ortaya koymaktadır.