ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba Bağımsızlık Günü'nün yıldönümü vesilesiyle yayımladığı özel bir video mesaj, Washington'un Küba politikası konusundaki hassasiyetini yeniden gündeme taşıdı. Rubio'nun mesajı, Başkan Donald Trump'ın Küba'ya yönelik yaklaşımına yönelik eleştirilerin yanı sıra, adadaki siyasi ve ekonomik sistemin kökten değişmesi gerektiği yönünde bir çağrı içeriyordu. Bakan, mevcut durumun Küba halkı için sürdürülebilir olmadığını ve temel sorunların, ülkeyi yönetenlerin gelirlerinin kötü yönetimi ve halkın refahına yönelik ilgisizliğiyle kaynaklandığını vurguladı.

Rubio, Havana yönetiminin karşı karşıya olduğu karmaşık zorluklara dikkat çekerek, “Yeni bir Küba”nın mümkün olduğunu savundu. Özellikle, elektrik, yakıt ve gıda gibi temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sıkıntının, ülkenin kontrolündeki kaynakların halka fayda sağlamaktan uzak olması nedeniyle ortaya çıktığını belirtti. Bakan, mevcut sistemin halkın özgürlük ve ifade özgürlüğüne dair korkularını körüklediğini ve bu nedenle, adadaki siyasi yapıda bir dönüm noktasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Korkunun olmadığı, seçimin özgürce yapıldığı ve halkın şikayetlerini dile getirebildiği bir Küba’nın mümkün olduğunu” vurguladı.

Rubio’nun dikkat çektiği önemli bir nokta, Küba’da faaliyet gösteren ve devlete ait olan “GAESA” adlı holdingin varlığıydı. Yerel medya raporlarına göre, GAESA, otel, enerji, inşaat ve bankalar gibi stratejik sektörleri kontrol ediyor ve yaklaşık 18 milyar dolarlık bir varlığa sahipti. Bakan, Trump yönetiminin GAESA ile doğrudan işbirliği yapma önerisine karşı çıkarak, bu ilişkinin Küba halkıyla doğrudan temas halinde olması gerektiğini, GAESA’nın kontrolündeki kaynakların halka ulaşmasının sağlanması gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, Küba’ya yönelik insani yardımın daha şeffaf ve etkili bir şekilde ulaştırılmasını amaçlıyordu.

Rubio’nun mesajı, Küba’ya yönelik ABD’nin stratejik duruşunu yeniden değerlendirmeye davet edici bir nitelikteydi. Bakan, Florida’daki benzer sorunlarla karşı karşıya olan diğer Karayipler adalarını örnek göstererek, “Neden bunlar Küba’da sizin için de mümkün olmasın?” sorusunu sorarak, Washington’a, Küba halkının ihtiyaçlarını karşılamak için daha kapsayıcı ve adil bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini ima etti. Bu, sadece ekonomik yardımın değil, aynı zamanda siyasi özgürlüklerin ve insan haklarının da desteklenmesini içeriyordu.”}