Türkiye’nin siyasi arenasında, dış politika ve iç güvenlik konularında farklı seslerin yükseldiği bir dönem yaşanıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın PKK’nın silah bırakma sürecindeki gecikmelere yönelik eleştirileri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yeni anayasa tartışmalarındaki ‘kırmızı çizgiler’ vurgusu, AKP kulislerinde seçmen güvenindeki olası gerilemeyle ilgili endişeleri tetikledi. İktidar, sürecin potansiyel etkilerini değerlendirirken, seçmen tabanında bir ‘pasif tepki’ oluştuğunu gözlemlemektedir.
Mehmet Uçum’un, Türk milleti, Türk vatandaşlığı, Türkçe, Cumhuriyet, üniter yapı, laiklik ve demokratik hukuk devletinin temellerini koruma vurgusu, iktidarın milliyetçi kesimlere olan desteğini yeniden sağlamaya yönelik bir strateji olarak yorumlanıyor. Ancak, Cumhuriyet’e ulaşan AKP kaynakları, sahada yüksek sesle dile getirilmeyen ancak giderek belirginleşen bu ‘pasif tepki’nin, seçmen beklentileriyle uyumsuzluklara işaret ettiğini belirtiyor. Anket ve saha araştırmalarında da, sürecin parti için seçmen kayıplarına yol açabileceği yönünde ciddi bulgulara yer verilmesi, iktidarın bu durumu ciddiye aldığını gösteriyor.
Bu durum, iktidarın seçim takvimine yaklaştıkça ‘devletin ve milletin temel değerleri’, üniter yapı ve terörle mücadele gibi hassas konularda daha sert bir dil kullanmaya hazırlanmasına neden oluyor. Hakan Fidan’ın silah bırakma konusundaki eleştirileri ve Mehmet Uçum’un anayasa tartışmalarındaki tutumları, bu stratejik değişikliklerin birer parçası olarak değerlendiriliyor. İktidar, bir yandan süreci yönetmeye çalışırken, diğer yandan ‘taviz verildiği’ algısının önüne geçme çabasına odaklanıyor. Önümüzdeki dönemde, silahların tamamen bırakılması ve devletin temel niteliklerinin tartışılmaması gibi mesajların vurgulanması bekleniyor.