İstanbul’ın kalbi, Belgrad Ormanı, sonbaharın dinginliğinde bir trajediye sahne oldu. 2025 yılı mart ayında yürüyüş yapmak üzere ormana giden 36 yaşındaki Ece Gürel, arama kurtarma ekiplerinin dört gün süren çabalarıyla bulunmuştu. Ancak hastaneye getirildiği anda hayat onu kucaklamadı. Bu öykü, tıbbi uzmanların titiz incelemeleri sonucunda, acı bir gerçekle sonuçlandı:
Ece Gürel’in yaşamını yitirdiği resmiyet, yoğun soğuk hava koşullarının yol açtığı akut hipotermi ve bunun ardından gelişen organ arızalarıdır. Adli tıp uzmanlarının detaylı raporları, genç mimarın vücudunda zehirlenmeye dair herhangi bir iz bulunmadığını, ölümün tamamen doğal süreçler sonucu gerçekleştiğini teyit etti. Bu bulgular, soğuğun vücudun savunma mekanizmalarını nasıl alt ettiğini ve organların işlevini nasıl kaybettiğini gözler önüne serdi.
Soruşturma, Ece Gürel’in ormana yalnız gittiğini ve yanında kimsenin bulunmadığını ortaya koyarken, aynı zamanda bazı iddiaların da yalanlanmasına neden oldu. Aile tarafından dile getirilen mobbing ve baskı iddiaları, savcılığın kapsamlı incelemesi sonucunda da yerini takipsizliğe bıraktı. Avukatların, genç mimara yönelik herhangi bir cezai eylemde bulunduklarına dair somut bir kanıt bulunmaması, bu iddiaların sadece iş hukuku kapsamında tazminat taleplerine konu olabileceğini gösterdi.
Bu üzücü olay, aynı zamanda aile üyelerinin yaşadığı travmayı da beraberinde getirdi. Eşinin ve babasının, Ece Gürel’in yaşadığı zorluklar hakkında şikayetçi olmaları, hukuki süreçlerin de sonuçlandırılarak son buldu. Bu vakayla, doğanın acımasızlığı ve bireysel özerkliğin önemi üzerine düşündürücü bir ders paylaşıldı. Ece Gürel’in hayatı, soğuk bir ormanlık alanda, sessizliğe gömüldü, ancak bu olay, adaletin ve bilimin karanlığı aydınlatma gücünü bir kez daha ortaya koydu.