New York Menkul Kısmı, haftanın ilk işlem gününde beklenmedik bir hareketliliğe sahne oldu. Dow Jones endeksi, petrol fiyatlarındaki belirsizliklerin ve tahvil getirilerindeki düşüşlerin aksine, yapay zeka sektöründeki yükselişin etkisiyle 300 puanın üzerinde bir artış yakaladı. Kapanışta endeks 52.048,83 puana yükselerek yatırımcı güvenini pekiştirdi.
S&P 500 endeksi de benzer şekilde güçlü bir performans sergileyerek yüzde 1,49 oranında artışla 7.764,70 puana ulaştı. Nasdaq endeksi ise tarihi zirvelere yaklaştı ve yüzde 2,26'lık bir yükselişle 27.122,09 puana yükseldi. Bu performans, özellikle yapay zeka teknolojilerine yatırım yapan şirketlerin hisselerinin büyük oranda değer kazanmasıyla desteklendi. Çip üreticileri Intel, AMD ve Micron gibi şirketlerin hisselerinde gözlenen bu yükseliş, teknoloji sektöründeki yeniliklerin ve büyüme potansiyelinin bir göstergesi olarak yorumlandı. AMD'nin piyasa değeri ise 1 trilyon doların üzerine çıkarak sektörde yeni bir dönemin başlangıcını işaret etti.
Piyasadaki bu dinamiklerin arkasında, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin ve ABD ile İran arasındaki diplomatik gelişmelerin etkileri bulunuyor. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile Donald Trump'ın görüşme olasılığının gündeme gelmesi, yatırımcıların risk iştahını artırmasına neden oldu. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve enflasyonist baskılara ilişkin endişeler ise bir süreliğine arka plana atıldı. Ancak, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artışlarına dair belirsizlikler ve Fed yetkililerinin açıklamaları piyasadaki volatiliteyi yüksek tutmaya devam etti. Chicago ve St. Louis Fed başkanlarının enflasyonla mücadele konusundaki görüşleri, faiz politikalarının geleceği hakkında farklı senaryoları değerlendirmeyi zorlaştırdı.
Ekonomik göstergeler ve finansal analizler, enflasyonun ABD ekonomisini etkileme biçimi konusunda önemli ipuçları veriyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun tarife ve enerji fiyatları gibi dış şoklardan kaynaklanan geçici bir unsur olduğunu vurgularken, aynı zamanda güçlü tüketim talebinin de enflasyonist baskılara katkıda bulunabileceğini belirtti. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem ise kalıcı talep ve arz kaynaklı faktörlerin enflasyon risklerini yüksek tutmaya devam ettiğini belirterek, enflasyonun yüzde 2'lik hedefe ulaşması için ek faiz artırımlarının gerekebileceğini ifade etti. Bu durum, yatırımcıların piyasalardaki belirsizliklere karşı dikkatli yaklaşımlarını sürdürmesi gerektiğini gösteriyor.