Ekonomik arenada yaşanan karmaşık değişimlere dikkat çeken DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, son açıklamalarıyla piyasa manipülasyonu konusundaki endişelerini dile getirdi. NOW TV'deki Çalar Saat programında katıldığı sırasında, fonların değerini abartılı işlemlerle yükseltilmesi durumunun, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi kapsamında bir piyasa dolandırıcılığı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Babacan, bu tür durumların sadece tespit edilmesiyle kalmayıp, arkasındaki gerçeklerin ve sorumluların tam olarak ortaya çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

Babacan’ın vurguladığı temel sorun, hisse senetlerinin gerçek değerlerinin üzerinde halka arz edilmesi ve bu hisselerden oluşturulan fonların değerlerinin çeşitli manipülasyonlarla şişirilmesiydi. Bu durum, yatırımcıların güvenini ciddi şekilde zedeleyebilecek bir durum olarak değerlendiriliyor. Daha da önemlisi, yaşanan krizin erken dönemde tespit edilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması, sistemin kırılganlığını ortaya koyuyordu. Uluslararası Endeks Kuruluşu'nun (MSCI) Türkiye'nin piyasalarındaki sorunların giderilmemesi halinde ülke kategorisinin düşürülebileceği uyarısı ve Hazine ve Maliye Bakanı'nın da bu konuyu gündeme getirmesi, Babacan’ın endişelerini daha da pekiştirdi. Bu nedenle, sadece soruşturma yürütmekle kalmayıp, aynı zamanda bu tür manipülasyonların tekrar yaşanmaması için yapısal reformların yapılması gerektiği savunuldu.

Babacan’ın açıklamaları, sadece finansal piyasalara değil, aynı zamanda Türkiye’nin genel ekonomik yapısına da ışık tutuyordu. Özellikle tarım sektöründeki sorunlar, Babacan’ın il ziyaretleri sırasında da sıklıkla dile getiriliyordu. Ziyaret ettiği bölgelerde çiftçilerin yaşadığı zorluklar, gençlerin tarımdan uzaklaşması ve ÇKS sisteminde kayıtlı çiftçilerin ortalama yaşının 57'ye yükselmesi gibi veriler, sektörün ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu gösteriyordu. Koskoca yaylaların hayvanlarla dolu olmaması ve canlı hayvan ithalatına başvuru gibi durumlar, sektörün ne kadar ciddi bir sorun yaşadığını ortaya koyuyordu. Bu nedenle, tarıma yönelik desteklerin artırılması ve gübrelerin devlet tarafından kısmen karşılanması gibi önlemlerin alınması gerektiği savunuldu.

Son olarak, siyasi sorumluluk konusundaki Babacan’ın eleştirisi, Türkiye’deki siyasi atmosferi de yansıtıyordu. Siyasi arenada sıfır siyasi sorumluluğu olan kişilerin önemli kararlar alması ve bu kararların sonuçlarını taşımaması, güvenin sarsılmasına neden oluyordu. Babacan, bu tür durumlarda, sorumlu kişilerin görevden alınması ve sorumluluklarının yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Bu süreçte, sadece teknik çözümler üretmekle kalmayıp, aynı zamanda kamuoyunun güvenini yeniden kazanmak için de atılması gereken adımların belirlenmesi gerektiği vurgulandı.