Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre nörolojik rahatsızlıklar, insanlığın en büyük sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle son yıllarda, insan yaşamının ortalamasının artmasıyla birlikte, Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıkların görülme sıklığında önemli bir artış gözlemlenmektedir. Bu durum, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin tarafından yapılan açıklamalarla daha da dikkat çekiyor. Prof. Dr. Gültekin, 40 yıllık bir süreçte Alzheimer ve Parkinson hastalarının sayısındaki artışın temel nedeninin, toplumda beklenen yaşam süresinin uzaması olduğunu vurguluyor.

Ancak bu artışın tek nedeni yaşam süresi uzaması değildir. Prof. Dr. Gültekin, çevresel faktörlerin, genetik yatkınlığın, yaşadığımız ortamın ve iklim koşullarının da bu artışta önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Özellikle, genç yaşlarda görülen Parkinson vakalarının artması, bu karmaşık etkileşimin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, Dünya genelinde 1 milyar 200 milyondan fazla insanın migren rahatsızlığına sahip olduğu ve Türkiye’de yaklaşık 16 milyon insanın bu durumdan etkilenmesi, nörolojik hastalıkların yaygınlığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Nörodejeneratif hastalıkların temelinde, beyindeki nöronların zamanla azalması ve ölümü yatmaktadır. Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarda bu durum daha belirgindir. Prof. Dr. Gültekin, Alzheimer hastalığı için ileri yaş, kadın olmak, eğitim seviyesinin düşük olması, ailede Demans veya Alzheimer öyküsü olması, kafa traveleri, 50 yaşından sonra depresyon ve ruhsal hastalıklar yaşamak gibi faktörleri risk faktörleri olarak sıralıyor. Bu risk faktörlerinin yanı sıra, yüksek tansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi, obezite gibi kalp hastalıklarını artıran faktörlerin de Alzheimer hastalığı için bir tehdit oluşturduğu belirtiliyor. Ayrıca, görme ve işitme bozuklukları, erken yaşlarda kuyu suyu içmek gibi alışkanlıkların da Parkinson hastalığına yol açma potansiyeli bulunmaktadır.