Konya’nın kalabalık merkezlerinden birinde, bir çiftin kafeye olan ziyareti, beklenmedik bir olayla sonuçlandı. Kadın, tuvalete girmek üzereyken, tavanındaki avizenin içinde şaşırtıcı bir şekilde bir cep telefonu olduğunu fark etti. Eşine durumu bildiren kadın, yapılan incelemede, sanığın avizenin içine gizlenmiş bir kamera yerleştirerek, kadının tuvalete girdiği anları kaydettiğini ortaya koydu. Bu durum, mahkemede ciddi bir suçun işlendiğinin kanıtına dönüştü.

Olayın detayları, Konya 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılama sürecine girdi. Mahkeme heyeti, sanığın, mesleki konumunu kullanarak, bir kadının özel hayatına gizlice müdahale ettiğini değerlendirerek, ‘Özel Hayatın Gizliliğini İhlal’ suçundan 4,5 yıl hapis cezası onadı. Bu karar, kamuoyunda büyük tepki çekti ve özel hayatın gizliliğinin korunması konusundaki farkındalığı artırdı.

Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi’nin temyiz incelemesi sonucunda, mahkeme kararının bozulmasına neden oldu. Yargıtay, sanığın, garson mesleğinin kendisine özel bir avantaj sağladığı iddiasını kabul etmedi ve ceza artırımının gereksiz olduğunu gerekçesiyle kararı kaldırdı. Yeniden yapılan yargılama sürecinde, mahkeme sanığın suçunu 2 yıl hapis cezasına düşürdü ve takdiri indirim kapsamında bu cezayı 1 yıl 8 aya geriletti.

Mahkeme ayrıca, görüntü kaydında kullanılan cep telefonunun devletin mülkiyetine geçirildiğini ve sanığın hapis cezasının ertelenmesine, 1 yıl 8 ay süreyle denetimli serbestlik hükmünün uygulanmasına karar verdi. Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi, bozma kararını oybirliğiyle onayladı. Bu davada, teknolojinin kullanımı ve özel hayatın gizliliğinin korunması arasındaki hassas denge, bir kez daha gözler önüne serildi.