Türkiye’nin geleceği ve ulusal güvenliği, dijital çağın karmaşık dinamikleriyle yakından bağlantılı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’ndeki bir çalıştayda, dijital ağların sadece iletişim araçları olmadığını, aynı zamanda ulus devletlerin sınırlarını aşan, toplumsal yapıları yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Yayman, bu durumun, milli güvenlik açısından acil bir mesele haline geldiğini ve Türkiye’nin bu değişime etkin bir şekilde adapte olması gerektiğini savundu.
Sadece televizyon ve internetin şiddetle ilişkisini ele alan bir bakış açısıyla hareket etmek artık yeterli değil. Yayman, dijitalleşmenin, özellikle gençlerin ve çocukların psikolojik ve sosyolojik gelişimini derinden etkileyebileceğine dikkat çekerek, bu alandaki risklerin farkında olunması gerektiğini vurguladı. Dijital ağların, bireyin ve kadının korunması meselesinin artık bir milli güvenlik hedefi olarak değerlendirilmesi gerektiği, iktidar ve muhalefet arasındaki işbirliğinin bu konuda hayati önem taşıdığına işaret etti. Yayman’ın konuşması, teknolojiye karşı bir düşmanlık olmadığını, aksine bireysel özgürlüklerin korunması ve toplum düzeninin sağlanmasının öncelikli olması gerektiğini ifade ederek, yeni bir denge arayışına işaret etti.
Yayman’ın eleştirel bakışı, özellikle “yeni bir siyaset mühendisliği” ve “yeni bir birey yaratma” gibi kavramlara odaklanıyordu. Dijital ağların, ulus aşırı şirketlerin algoritmalarıyla şekillenen, bireyin davranışlarını manipüle etme potansiyelini vurgulayarak, bu durumun, toplumun temel değerlerini ve kültürel yapısını tehdit edebileceğini belirtti. Cinsel istismar, ötekileştirme, siber zorbalık gibi dijital çağın getirdiği tehlikeli eğilimlerin, bu algoritmalar aracılığıyla yaygınlaşma riskinin altını çizdi. Bu nedenle, hem bireysel sorumluluk hem de toplumsal bir seferberlik anlayışının geliştirilmesi gerektiği savunuldu.
Yayman’ın mesajı, aile kurumunun korunmasının ve gelecek nesillerin ruh sağlığının öncelikli olması gerektiği yönündeydi. Teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanırken, kültürel değerlere, aile yapısına ve bireysel özgürlüklere zarar vermeyecek tedbirlerin alınması gerektiği vurgulandı. Ulus aşırı dijital şirketlerin, toplumla yeni bir sözleşme yapması, bireyin etkileşim almak uğruna absürt içeriklere yönelmesini engellemesi ve şiddet, istismar gibi sorunlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği belirtildi. Bu süreçte, ailenin, bireyin ve kamu otoritesinin ortak sorumluluğunun yerine getirilmesi, toplumsal bir seferberlik anlayışının geliştirilmesi gerektiği sonlandı.