ABD ve Çin liderlerinin önümüzdeki hafta Washington'da yapacakları zirve, küresel ticaret ve teknoloji rekabetinin merkezinde yer alan kritik mineraller üzerinden önemli bir dönüm noktası olabilir. Son olarak açıklanan Çin’in ABD’ye nadir toprak mıknatısı ihracatındaki ani düşüş, bu ilişkinin karmaşıklığını ve hassasiyetini gözler önüne seriyor. Verilere göre, Çin’in ABD’ye yönelik bu kritik hammaddelerin sevkiyatı ağustos ayında yaklaşık %21 oranında gerilemiş ve sadece 512 ton seviyesine kadar düşmüş. Bu durum, geçen temmuz ayında yaşanan hızlı bir toparlanmanın ardından, tedarik zincirinde beklenmedik bir dalgalanma olduğunu gösteriyor.
Bu düşüş, sadece bir ihracat verisi olmanın ötesinde, ABD ekonomisinin ve savunma sektörünün önemli bir ihtiyacını karşılamada Çin’e olan bağımlılığını da yeniden gündeme getiriyor. Nadir toprak mıknatıslar, son teknoloji ürünlerin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda: Elektrikli araçların motorlarında, rüzgar enerjisi santrallerinde, robotik sistemlerde, endüstriyel makinelerde ve hatta savunma sistemlerinde yüksek performanslı mıknatıslara ihtiyaç duyuluyor. Özellikle neodimyum-demir-bor tipi mıknatıslar, güç/ağırlık oranları sayesinde, bu yüksek teknolojili üretim süreçlerinin temel girdisi olarak kabul ediliyor.
Ancak ABD’nin bu kritik mineral ihtiyacını karşılamadaki en büyük sorunu, tedarik zincirinin büyük bölümünün Çin’e bağımlı olmasıdır. Son yıllarda yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik girişimler, maden çıkarma, ayrıştırma ve rafine etme süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle kısa sürede Çin’in hakimiyetini aşmayı başaramamıştır. Bu durum, ABD yönetimini, Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için acil önlemler almaya yöneltmiş durumda. Devlet desteği artırılmış, yerli nadir toprak üreticilerine yatırım yapılmış ve geri dönüştürülebilir kaynaklar için Savunma Üretim Yasası kapsamındaki yetkiler genişletilmiştir.
Bununla birlikte, ABD’nin yıllık nadir toprak mıknatısı talebi yaklaşık 48 bin ton seviyesinde iken, yerli kaynakların sağlayabileceği miktar bu ihtiyacın sadece küçük bir bölümünü karşılamaktadır. Bu nedenle, Çin’den gelen aylık sevkiyatlardaki ani değişimler, otomotivden savunma sanayine kadar birçok sektörde üretim riskleri yaratmaktadır. Donald Trump ve Şi Cinping’in Washington’da yapacakları zirvede, bu kritik mineral akışı, ticaret politikaları, yapay zeka ve gümrük tarifeleri gibi konuların yanı sıra, ABD’nin Çin’e olan bağımlılığını azaltma stratejileri de tartışılacaktır. Çin’in daha fazla ihracat lisansı vermesi, müzakerelerde önemli bir etki yaratabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Zirve, ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir denge arayışının şekillenmesinde kritik bir rol oynayabilir.