Türk tiyatrosunun ve sinemasının ölümsüz isimlerinden Gülsen Tuncer, hayallerine veda ederken, bu veda aynı zamanda bir şaşkınlık ve üzüntü dalgası yarattı. Arsen Hanım rolüyle milyonların kalbinde taht kuran Tuncer'in 4. evre beyin kanseri teşhisi sonucu 81 yaşına geldiğinde hayatını kaybetmesi, sanat camiasını derinden sarstı. Ancak bu acı kaybın ardından, beklenmedik bir durum ortaya çıktı:
Tuncer'in uzun yıllar boyunca hayatını paylaştığı, onu yıldız yapıp ulusal çapta tanınmasına imkan tanıyan ‘Aşk-ı Memnu’ dizisinin oyuncu kadrosundan birinin, cenaze törenine katılmaması, sanat dünyasında büyük bir tartışma konusu haline geldi. Bu durum, meşhur yapımın ekibinin, bir usta oyuncunun veda seremonisine göstereceği saygı ve hassasiyet beklentilerini karşılamadığına işaret etti. Katılımın olmaması, sadece bir unutma değil, aynı zamanda bir vefasızlık olarak yorumlandı.
Film-San Vakfı’nın resmi açıklaması, Gülsen Tuncer’in katkılarını ve deneyimlerini hatırlatarak taziplerini sundu. Vakfın paylaşımları, sanat camiasının bu kaybın acısını paylaşırken, aynı zamanda Tuncer’in tiyatro ve sinema dünyasına olan etkisini de vurguladı. Ancak bu anlamlı törenin gölgesinde, ‘Aşk-ı Memnu’nun oyuncularından birinin sessizliği, gözlemcilere önemli sorular sorarak bir kamuoyu oluşturdu. Bu olayın, Türk sanat camiasındaki ilişkilerin ve dayanışmanın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Cenaze töreni, sanat dünyasının birçok temsilcisinin katılımıyla gerçekleşti. Ancak bu toplu veda anında, ‘Aşk-ı Memnu’nun bir oyuncusunun katılmaması, bir boşluk olarak kaldı. Bu durum, sanat camiasında bir uyumsuzluk hissi yarattı ve Tuncer’in veda seremonisine gösterilmesi gereken saygı ve duyarlılık beklentilerini artırdı. Olay, Türkiye’nin en popüler dizilerinden birinin oyuncularının, sanat dünyasındaki diğer isimlerle olan ilişkilerini ve dayanışmayı sorgulatmaya yol açtı.