Apartman yaşamının en çok tartışıldığı konularından biri, kapı önlerine bırakılan eşyalarla ilgili yaşanan anlaşmazlıklardır. Bu durum, basit bir komşuluk sorunu olmaktan öte, hukuki zeminde önemli tartışmalara yol açabiliyor. Tek bir kişinin şikayetiyle başlayan bu süreç, mahkemelik çıkabiliyor ve uzun süren hukuki mücadelelere gebe kalabiliyor.

Günlük yaşamın akışında, özellikle sabahları veya eve dönüşte, bazı vatandaşlar kapılarının önünde ayakkabılarını, ayakkabılıklarını veya diğer eşyalarını kısa süreliğine bırakmaları kaçınılmazdır. Ancak, bu durum diğer sakinler için rahatsızlık yaratabilir ve bu da komşuluk ilişkilerini zedeleyebilir. Mevzuat, bu tür kullanımın sınırlarını belirlerken, ortak alanların korunmasını ve tüm sakinlerin haklarını güvence altına alır.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 4. maddesi, genel giriş kapıları, merdivenler, asansörler, sahanlıklar ve bina koridorları gibi ortak alanların, kurulduğu günden itibaren ortak yer olarak kabul edildiğini belirtir. Bu düzenlemeye göre, kapıdan hemen dışarıdaki alan, bağımsız bir bölüm veya kişisel mülk olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla, bu alanlara ayakkabı veya eşya yerleştirilmesi hukuki bir dayanağı bulunmayan bir davranıştır. Ancak, kullanımın yoğunluğu, süresi ve sıklığı dikkate alınarak hukuki değerlendirme yapılabilmektedir.

Ancak, bu tür durumlar tek bir komşunun şikayetiyle mahkemeye taşınabilir. Özellikle, koridorları engellemeye yönelik, sürekli eşya depolamasına veya geçiş alanını daraltmasına neden olan uygulamalar “ortak alanın işgali” olarak kabul edilir. Komşuların rahatsızlığını gidermeye yönelik yapılan şikayetler, özellikle kötü kokular, kat temizliğinin aksaması veya cihazların geçişinin engellenmesi gibi durumlarda haklı olabilir. Bu durumda, sulh hukuk mahkemesine başvurulabilir ve alanın tahliyesi veya müdahalenin önlenmesi gibi davalara yol açılabilir. Ayrıca, binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik uyarınca, kat koridorları ve sahanlıklar acil durum