Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş.’nin (İAR) yönetim kurulunda bulunan isimlerin, kamu kurumlarını manipüle etme, suç örgütü oluşturma ve yasa dışı para akışlarını yönetme suçlarıyla karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. 6 Ekim 2025’te yapılan operasyonla gözaltına alınan ve ardından çıkarılan tutuklamalarla birlikte, şirketin karanlık işleyişi gün yüzüne taşındı. Bu karmaşık operasyonun merkezinde, 350 kilogramlık bir altın hazinesi, bir evin kilerinde saklanarak, adeta bir sırlar deposu haline gelmişti.

İddianamede yer alan detaylar, altının İAR’ın depolarından bir şekilde kiler bölümüne nakledildiğini gösteriyor. Bu naklin, şirketin şoförlerinden Ersin Koç ve Zekai Çabuk tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. İfadelerinde, talimatı kimliği belirsiz bir şahıstan aldıklarını dile getiren şoförler, altınların, Zeynep Başak Halaç’ın eşinin halası olan Nurten Korkmaz’ın Bakırköy Florya’daki evine götürüldüğünü ve oradan kiler bölümüne taşındığını aktardılar. Bu durum, altınların akışında aile bağlantılarının ne kadar kritik bir rol oynadığını gösteriyordu. Ailenin, altınların ‘mira ve emanet’ olarak değerlendirildiğini savunması, savcılık tarafından suçtan kurtulmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirildi ve Nurten Korkmaz hakkında da ciddi adli süreçler başlatıldı.

Operasyonun merkezinde yer alan 24 paravan şirket üzerinden Dubai merkezli bir firmaya “Kral Suyu” adı verilen altın içerikli kimyasal sıvı ihraç edilmesi gibi sahtecilik faaliyetleri de yer alıyordu. Bu manipülasyon sonucunda 543 milyon 634 bin dolarlık sahte ihracat beyanı yapılarak devletten 12,5 milyon dolar haksız teşvik alındığı belirlendi. Bu durum, devletin kaynaklarının nasıl istismar edildiğini ve kamu zararına neden olduğunu ortaya koyuyordu. Savcılık, Özcan Halaç ve diğer şüpheliler hakkında 121 yıldan 839 yıla kadar hapis cezası talep etti.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, İAR A.Ş.’nin ticari faaliyetlerindeki olağanüstü nakit hareketlerini gözler önüne serdi. Şirketin mal satış tutarlarında düşüş yaşanmasına rağmen, hesaplardaki para transferlerinde büyük bir artış kaydedildi. Şirketin toplam para giriş-çıkış hacmi 2023 yılında 718 milyar TL, 2024’te 1,7 trilyon TL ve 2025 yılında 2,3 trilyon TL’ye yükseldi. Bu devasa nakit trafiği, karapara aklama operasyonlarının boyutunu gözler önüne serdi ve savcılığın soruşturmasını daha da derinleştirdi. Bu olay, Türkiye ekonomisindeki riskleri ve şeffaflık ihtiyacını bir kez daha gündeme getirdi.