Türkiye enerji sektöründe çığır açan bir döneme şahit oldu. 2015’ten 2025’e uzanan on yıllık süreçte, güneş ve rüzgar enerjisi kaynaklarından elde edilen elektrik üretimi, 442,2 teravatsaatlik bir potansiyele ulaştı. Bu devrim niteliğindeki artış, sadece enerji arzını değil, aynı zamanda ülkenin çevresel duruşunu ve gelecekteki enerji stratejisini de yeniden şekillendirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre, bu 442,2 teravatsaatlik üretim, 21,5 milyar dolarlık kömür ithalatının önüne geçmeyi başardı. Bu durum, fosil yakıtların çevresel etkilerini en aza indirerek, yaklaşık 354 milyon tonluk bir karbondioksit emisyonunu engelleyerek, sürdürülebilir bir geleceğe yönelme yolunda önemli bir adım oldu. Bu başarı, özellikle 2008’den beri her yıl kutlanan Dünya Sıfır Emisyon Günü’nün önemini bir kez daha vurguluyor.

Bu dönüşüm sürecinde, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesi Avrupa’da dikkat çekici bir yükseliş sergiledi. Bugün, yenilenebilir enerji kurulu gücüyle Avrupa’da 5’inci ve dünyada 11’inci sırada yer alan Türkiye, 2035’e kadar 120 bin megavat kurulu güce ulaşma hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Bu hedefin gerçekleştirilmesi, Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlığını sağlamanın yanı sıra, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuna da önemli bir katkı sağlayacak.

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, bu başarıyı kutlarken, “2015-2025 döneminde rüzgar ve güneşten ürettiğimiz 442,2 teravatsaat elektrik sayesinde 354 milyon tona varan karbon emisyonunun önüne geçtik. Çevremizi korurken aynı zamanda on milyarlarca dolarlık fosil yakıt ithalatını da engellemiş olduk. Bugün yatırımlarıyla yenilenebilir enerjide Avrupa’da 5’inci, dünyada ise 11’inci sıraya yükselen bir Türkiye var. Bu eşsiz potansiyelimizi, 2035’e kadar 120 bin megavat kurulu güce ulaştırarak Türkiye Yüzyılı’nı enerjinin ve sürdürülebilirliğin de yüzyılı yapacağız” dedi. Bu hedefler doğrultusunda, yerli ve millî teknolojilerle yatırımlarını hız kesmeden sürdürmeye devam edecekleri vurgulandı.”}çatı_sayısı: 4