İstanbul’ın semalarında yankı bulan, karmaşık bir şebekenin kepçesi sonunda kazıldı. Muhtelif gayrimenkul satışları üzerinden usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı edinmeye yönelik devam eden soruşturmanın ikinci dalgasında, 72 kişi gözaltına alınırken, 30 şirket yönetimine kayyum atanarak operasyonun kapsamı daha da genişletildi. Bu operasyon, yasa dışı vatandaşlık süreçlerinin ne kadar sofistike ve yaygın olabileceğini gözler önüne serdi.
Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma, özellikle düşük bedellilerle satılan gayrimenkullerin, sahte ekspertiz raporları aracılığıyla yüksek değerlere ulaştırılması yöntemini hedef alıyordu. İlk dalgada ‘Babacan İnşaat’ bağlantılı işlemler incelenirken, şimdi ise ‘Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat’ gibi isimlerin de dahil olduğu bir zincirleme operasyon gerçekleştirildi. Bu süreçte 1.070 kişinin, aileleriyle birlikte, usulsüz yollarla vatandaşlık edinmeye çalıştığı tespit edildi; 274 satışın muvazaalı olduğu belirlendi.
Operasyonun maddi boyutu da oldukça çarpıcı boyutlara ulaştı. Yapılan incelemeler, şüphelilerin yaklaşık 3,5 milyar lirayı bulan bir meblağ üzerinde usulsüz işlem yaptığına işaret ediyor. Bu miktar, devlete ciddi vergi gelirlerinden etmiş, aynı zamanda yasa dışı finansmanın akışını da engellemiş oldu. Operasyonda 2 bin 11 taşınmaz, bir otel, 86 motorlu araç, 2 yat ve 42 banka hesabı hakkında tedbir kararları alınırken, şüphelilerin adreslerinde ve şirketlerinde aramalarda dijital materyallere el konuldu.
Usulsüz yollarla vatandaşlık edinmeye yönelik idari süreçler de başlatıldı ve bu şekilde elde edilen vatandaşlıkların iptaline yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu operasyon, yasa dışı vatandaşlık süreçlerinin sadece vatandaşlık kimliğinin çalınmasıyla kalmayıp, aynı zamanda büyük finansal kayıplara da yol açabileceğini gösteriyor. Adalet Bakanlığı, benzer usulsüzlüklerin önüne geçmek için vatandaşlık başvuru süreçlerini daha da sıkılaştırmayı hedefliyor.