Küresel finans arenasında tansiyon yükselmeye devam ediyor. Özellikle Batı Asya'daki karmaşık siyasi gelişmeler ve küresel ekonomideki enflasyonla mücadele eden merkez bankalarının aldığı kararlar, altın piyasasını derinden etkiliyor. Bu hafta altın fiyatları, yatırımcıların jeopolitik belirsizlikler ve enflasyon beklentileri arasındaki hassas dengeyi yeniden değerlendirmesiyle yatay bir seyir sergiledi. Spot altın, ons başına 4 bin 361 dolar seviyesinde işlem görüyor ve hafta başında yaşanan hareketliliğin ardından yeni bir denge arayışında.

ABD'de ise altın vadeli kontratları hafif bir gerileme kaydetti, 4 bin 419,40 dolara kadar düştü. Gram altın, bu belirsizlik ortamında 6 bin 834 Türk Lirası ile yeni haftaya başlarken, yatırımcılar altın fiyatlarındaki olası değişimleri yakından takip ediyor. Cnbc-e'nin haberine göre, piyasadaki yön arayışı, Batı Asya'daki gelişmelere yoğunlaşmış durumda. Özellikle İran'daki gerilim, enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri altın piyasasının nabzını tutmasında kritik bir rol oynuyor.

Piyasalar, ABD Başkanı Trump'ın İran ile anlaşma konusundaki açıklamalarını ve İran ordusunun karşılık vereceği uyarısını da yakından izliyor. Bu durum, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve enflasyon baskılarının artmasıyla birlikte küresel ekonomide yeni bir faiz artırımı döngüsü ihtimalini güçlendiriyor. Japonya Merkez Bankası'nın faiz oranını artırması, bu beklentileri daha da pekiştirirken, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari'nin ABD ekonomisindeki yüksek enflasyon verileri, merkez bankalarının sıkılaşma politikalarını devam ettirme zorunluluğunu gözler önüne seriyor.

Altın piyasasının uzmanları, anlamlı bir yükseliş için petrol fiyatlarında ve tahvil getirilerinde düşüşün gerektiğini vurguluyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, piyasaların odağında jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatları ve tahvil getirilerinin bulunduğunu belirtiyor. Waterer'e göre altın kısa vadede 4 bin 200-4 bin 580 dolar aralığında işlem görebilir. Ancak, yatırımcılar altın fiyatlarındaki dalgalanmaların, geleneksel olarak enflasyona karşı korunma aracı olarak görülen altının, faiz oranlarının yükselmesiyle yaşadığı baskı arasındaki dengeyi de göz önünde bulundurarak stratejilerini şekillendirmeli.