New York'taki bir zirvede konuşan ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, İran'ın karşı karşıya bulunduğu ekonomik zorlukları ve bu durumun ülkedeki rejimin gücünü nasıl etkilediğini vurguladı. Waltz, İran'ın ekonomik marazminin, 1979'dan bu yana ülkenin en kırılgan dönemini beraberinde getirdiğini ve bu durumun hükümetin otoritesini zayıflattığını ifade etti. Bu durum, İran'ın uluslararası arenadaki rolünü ve özellikle müzakerelerde daha esnek bir yaklaşım sergileme potansiyelini etkileyen kritik bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Waltz, İran'ın müzakerelerde taleplerini eleştirerek, Tahran'ın yaptırımların kaldırılması ve tazminat ödemeleri gibi koşulları müzakere masasına getirme stratejisini 'asılsız' olarak nitelendirdi. Zamanın, İran'ın müzakerelere dönme konusundaki baskıyı artırmasına olanak tanıdığını savundu. Bu yaklaşım, İran'ın mevcut ekonomik zorlukları nedeniyle daha fazla diplomatik çabaya eğilmesine işaret ediyor.
Zirvede Waltz, aynı zamanda ‘Abraham Anlaşmaları’na katılabilecek ülkelerdeki ‘potansiyel katılımcıları’ da değerlendirdi. Ancak bu ülkelerin kimler olduğu konusunda henüz detay vermedi. Bu durum, ABD'nin bölgesel stratejilerinde ve uluslararası işbirliği projelerinde daha geniş bir perspektif sergileme niyetini gösteriyor. Ayrıca, Waltz, Birleşmiş Milletler'in (BM) yeniden etkinleştirilmesi ve ‘yeniden büyük’ hale getirilmesi konusundaki hedeflerini de dile getirdi.
ABD'nin BM'ye yönelik bütçe kesintisi, BM'nin daha verimli ve odaklı hale getirilmesi çabalarının bir parçası olarak sunuldu. Waltz, “BM’yi diyete soktuk, bazen daha yalın ve daha odaklı olmak çok daha iyidir” diyerek, kuruluşun mali yapısındaki değişikliklerin, BM'nin operasyonel etkinliğini artıracağını vurguladı. Bu hamle, BM'nin uzun yıllardır devam eden mali sorunlarına çözüm bulma ve küresel sorunlara daha etkili bir şekilde müdahale etme kapasitesini güçlendirme amacını taşıyor.”} Keluverme: {