Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü soruşturması, cemaat operasyonlarının karanlık yüzünü gün yüzüne çıkardı. Soruşturma ekibinin elde ettiği tanık ifadeleri ve dijital kanıtlar, Süleymancıların, benzer bir ‘model’ üzerinden operasyonlar yürüttiklerini ortaya koyuyor. Bu modelde, örgütün belirlediği ideolojik doğrultudan sapma yapan üyeler, yaşam haklarından mahrum bırakılarak ‘sistemden aforoz’ ediliyor.

Soruşturmaya göre, örgüt, benzer şekilde FETÖ gibi kendi siyasi ve ideolojik hedeflerine uymayan bireyleri baskı altına alarak, toplumsal hayattan dışlamayı bir araç olarak kullanmaktadır. Tanıkların ifadelerine göre, Alihan Kuriş'in liderliğindeki Süleymancı örgütü, belirli siyasi görüşleri savunan kişilere karşı acımasız bir baskı uygulayarak, onların örgütün ideolojik yapısına uyum sağlamasını sağlıyordu. Bu durum, bireysel özgürlüklerin ve düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı, otoriter bir yapıya işaret ediyor.

Dosyada yer alan ifadeler, 2014 ve 2023 seçimleri gibi kritik süreçlerde, örgüt üyelerine Alihan Kuriş'in talimatları doğrultusunda CHP'ye oy verme konusunda yoğun bir baskı yapıldığına dair kanıtlar sunuyor. Özellikle 2023 seçimlerinden önce, CHP'ye oy verme konusunda itiraz eden ve örgütün ideolojisine uymayan ikinci tanık, Alihan Kuriş tarafından örgütün sosyal hayatından men edilmiş ve hakkında ‘yasak’ konulmuştur. Bu durum, örgütün bireyler üzerindeki kontrol mekanizmasının ne kadar derin ve acımasız olduğunu gösteriyor.

Bu durum, Türkiye'deki siyasi ve dini cemaat operasyonlarının potansiyel tehlikelerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Soruşturmanın, benzer yapılar tarafından da benzer yöntemlerin kullanılabileceğine dair uyarı niteliğinde olduğu düşünülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması, devletin ve yargının, böyle türden yapıları denetlemede ve korumaya yönelik önlemlerini artırması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.