Altın piyasasının bu haftaki performansı, dikkatli bir analiz ve stratejik yaklaşımlar gerektiren bir karmaşıklık içerisinde seyrediyor. Ons altın, 4 bin 375-4 bin 380 dolar aralığında dengelenirken, piyasanın genelinde Fed’in sertleşen para politikası, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Çin’in tüketim trendlerindeki değişimler gibi dört önemli faktör, altın fiyatlarını bir arada sıkıştırmış durumda. Bu durum, yatırımcıların dikkatli bir şekilde gelişmelerin etkilerini değerlendirmesini zorunlu kılıyor.
İlk olarak, ABD Merkez Bankası (Fed)’in faiz artış kararı, altın fiyatları üzerinde belirgin bir etki yaratmış durumda. 16 Eylül’de yapılan 25 baz puanlık faiz artışı, altın yatırımcıları için önemli bir risk unsuru oluştururken, aynı zamanda enflasyon hedefine ulaşma konusundaki Fed’in kararlılığını da gösteriyor. Faizlerin uzun süre yüksek kalma ihtimali, altın gibi getiri sağlamayan bir varlık için ciddi bir rakibin yeniden sahneye çıkması anlamına geliyor. Bu durum, altın fiyatlarının düşüşünü tetikleyebilir veya yatırımcıların güvenli liman olarak altın tercih etme eğilimini artırabilir.
İkinci olarak, Fed yetkililerinin enflasyonun kaynağına ilişkin söyleminde yaptığı değişiklikler, altın fiyatları üzerinde önemli bir etki yaratabilir. Son açıklamalar, enflasyonun yalnızca İran savaşıyla yükselen enerji maliyetlerinden kaynaklanmadığını gösteriyor. Bu durum, enflasyonun mal ve hizmetlerin daha geniş bir yelpazesine yayılabileceği ihtimalini güçlendiriyor ve Fed’in daha agresif faiz artışlarına yönelme riskini artırıyor. Bu senaryoda, tahvil getirileri ve doların yükselmesi, altının güvenli liman talebinden aldığı desteği dengeleyebilir.
Üçüncü olarak, altın piyasasında jeopolitik riskler ve petrol fiyatları arasındaki karmaşık ilişki de önemli bir rol oynuyor. Orta Doğu’daki gerilimler, yatırımcıların güvenli liman olarak altın tercih etme eğilimini artırırken, aynı zamanda petrol arzına ilişkin endişeleri de canlı tutuyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişler, küresel enflasyon beklentilerini artırarak faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı düşüncesini güçlendiriyor. Bu durum, altını bir yandan desteklerken, diğer yandan da baskılayabiliyor. Ayrıca, Suudi Arabistan’dan sevkiyatların toparlanması beklentisi, petrol fiyatları üzerinde baskı yaratarak enflasyon kaygısını azaltabilir ve Fed’in faiz artırma baskısını hafifletebilir.
Son olarak, altın piyasasında Çin’in tüketim alışkanlıklarındaki değişiklikleri de önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Son sektör değerlendirmelerinde Çin’de altın mücevher tüketimindeki düşüş yüzde 34’e ulaşırken, bu durum altın talebini olumsuz etkiliyor. Bu durum, yatırımcıların altın fiyatlarındaki olası düşüşleri daha yakından takip etmesini gerektiriyor. Teknik analizler, 4 bin 200 dolar civarını önemli bir destek seviyesi olarak gösterirken, 4 bin 400 doların aşılması ilk önemli direnç seviyesi olarak kabul ediliyor. Yüksek ABD tahvil faizleri, altın fiyatlarının yükselişini engelleyen en önemli faktör olmaya devam ediyor.”}p>”