Trabzon’un kendine özgü atmosferi, her mevsimde farklı bir yüzünü ortaya koyuyor. Özellikle yağış anlarında, şehrin altyapısı ile doğanın uyumsuzluğu, beklenmedik ve bazen de yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Bu kez de, denizin kıyısında biriken suyun ardındaki gizemli cevap arıyoruz.
18 Eylül’de yağan şiddetli yağış, şehrin yaşamını adeta felç etmişti. Metrekareye düşen yoğun yağmur, yolları su altında bırakırken, taşkınlar ve heyelanlar meydana getirmişti. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne akın eden ihbarlar, şehrin gücünü test etmişti. Büyükşehir Belediyesi ve TİSKİ, gece boyunca seferber olmuş, tıkanmış su kanallarını açmaya çalışmış, ancak sorunun kökeni, bu çabalara rağmen hala çözüme kavuşmamıştı. Bu durum, şehrin altyapısındaki kronik sorunların, sadece bir yağış anında değil, her mevsimde kendini hissettirdiğini gösteriyordu.
Sorunun temelinde yatan sorun, yıllardır çözülmeyen bir yapısal bozukluktu. Karadeniz Bölgesi İklim Değişikliği Eylem Planı’nda 2019 yılında yapılan açık bir değerlendirmede, Karadeniz Sahil Yolu’nun bazı bölümlerinin, yağış ve sel sularının denize ulaşımını engellediği belirtilmişti. Plan, menfezlerin kapasitesinin artırılması, su hatları ve tünellerin inşası, kanalizasyon sistemlerinin ayrılması gibi uzun vadeli çözümleri öngörmüştü. Ancak, bu planın uygulanması, yıllar geçtikçe bir yana bırakılmış, sorunun kök nedenine inilmemişti.
Oysa, şehrin yönetiminde 17 yıl boyunca değişen isimler vardı. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Murat Zorluoğlu, Ahmet Metin Genç… İsimler değişmiş, siyasi yönetim çizgisi ise aynı kalmıştı. Bu durum, şehrin altyapı sorunlarının çözülmesindeki kronik gecikmelerin, sadece siyasi bir değişimin ötesinde, yapısal bir sorunun yansıması olduğunu ortaya koyuyordu. Sorunun çözümü, sadece yeni bir yönetimle değil, uzun vadeli bir strateji ve şehrin altyapısına yapılacak yatırımlarla mümkün olabilirdi.