Türkiye’nin pamuk üretimindeki ciddi açığı, sektör temsilcilerinin gözlerini alarma geçirmiş durumda. Bu yıl pamuk hasadının 500 bin ton civarında bir seviyede kalması beklenirken, tekstil sanayiinin ihtiyaçları yaklaşık 1,5 milyon tonu buluyor. İTB Yönetim Kurulu Başkan Adayı Barış Kocagöz, bu büyük farkın sadece ithalatla karşılanacağını ve bu durumun sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini vurguluyor. Desteklerin maliyet hesaplamalarına uygun şekilde yeniden şekillendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Kocagöz’ün analizine göre, mevcut destek mekanizmaları, sektörün rekabet gücünü zayıflatıyor. Geçmiş yıllarda uygulanan desteklerle günümüzdeki destekler arasında önemli bir fiyat farkı oluşmuş. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın havza bazlı yaklaşımı, bölgesel farklılıkları dikkate alarak üretim hedeflerini belirlemede önemli bir adım olsa da, bu hedeflere ulaşılması için daha stratejik ve uzun vadeli bir planlama gerekiyor. Üretim planlarının, sektörün ihtiyaçlarını tam olarak karşılayacak şekilde güncel tutulması ve piyasa koşullarına göre dinamik olarak adapte edilmesi büyük önem taşıyor.
Mazot yardımı gibi desteklerin, gerçek kullanım oranlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kocagöz, üreticinin maliyetlerini düşürmesine yönelik adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, su kullanımının verimliliği konusunda da dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor. Pamuk yetiştiriciliğinin, su kaynakları üzerinde yoğun bir baskı oluşturduğu yaygın bir inanış olsa da, Kocagöz bu değerlendirmeye katılmıyor. Sulamalarda kullanılan suyun tamamının kaybedilmediğini, yer altı kaynaklarının yeniden beslendiğini ve kaybın esas olarak buharlaşma veya suyun üretim alanından uzaklaşmasıyla ortaya çıktığını savunuyor. Kocagöz, damlama ve yağmurlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve su kullanımında daha hassas yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini vurguluyor.