Türk sinemasının ve tiyatrosunun derinliklerinden yükselen Gülsen Tuncer, sanatseverlerin kalbinde özel bir yere sahip olmuştu. Uzun yıllar boyunca ekranlara renk katan, oyunculuğu ve sahne varlığıyla adını duyuran Tuncer, 17 Eylül'de 81 yaşına merhum olarak hayatını kaybetti. Vefatının ardından, sanat dünyası ve sevenleri tarafından derin bir üzüntüyle karşılanırken, bir dönemin önemli isimlerinden birinin kaybı, sahneye yansımaları olacak.

Şişli Camisi'nde gerçekleştirilen anlamlı bir cenaze törenine, Gülsen Tuncer’in eserlerine ilham veren pek çok isim katıldı. Ulvi Alacakaptan, Erdal Özyağcılar, Halil Ergün, Metin Coşkun, Ayten Uncuoğlu ve Serdar Gökhan gibi usta isimlerin yanı sıra, sanat camiasının önde gelen temsilcileri, sevenleri ve dostları, Tuncer’in veda yolculuğuna eşlik ettiler. Törende duyulan sayısız baş sağlığı mesajı, sanatçıların ve toplumun kaybını vurgularken, Tuncer’in mirasının yaşayacağını bir kez daha teyit etti.

Cenaze törenine katılanlardan biri olan eşi Engin Ayça, kayıplarını dile getirerek, “Herkesin başı sağ olsun. Bütün sevenlerinin, bütün Türkiye’nin başı sağ olsun. İyi şeyler yaptı, iyi izlenimler bıraktı. Artık onlarla birlikte yaşayacağız. Kendisi gitti ama bize epey bir yük bıraktı.” sözleriyle Tuncer’in hayatındaki önemini vurguladı. Oyuncu Suna Selen ise Tuncer’in hem bir sanatçı kimliğine hem de kişisel özelliklerine hayran olduğunu belirterek, “Gülsen Hanım hem çok büyük bir oyuncuydu hem çok iyi bir insandı hem de iyi bir savaşçıydı. Hepimiz için çok büyük bir kayıp oldu.” şeklinde duygularını ifade etti. İlhan Gülek, Tuncer’in dik duruşunu, eğilmemesini, bükülmemesini ondan öğrendiğini belirterek, “Antalya Altın Portakal Film Festivali'ne Filistin atkısıyla gitti, ödülünü alırken sahneye öyle çıktı. Gerçek bir insandı, gerçek bir öğretmendi.” diyerek, Tuncer’in unutulmaz anılarını paylaştı.

<

Cenaze namazının ardından Gülsen Tuncer’in naaşı Kozlu Mezarlığı’nda defnedilerek, sonsuna kadar huzur içinde uykuya daldı. Sanatın ve hayatın ışığını yakan Gülsen Tuncer’in anıları, gelecek nesillere aktarılmaya devam edecek ve Türk sinemasına olan katkıları, her zaman hatırlanacaktır.