Son zamanlarda yaşanan üzücü okul olayları, eğitim sistemimizin ve çocuklarımızın ruh sağlığına yönelik ciddi bir uyarı niteliğindedir. TBMM'nin düzenlediği, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanındaki uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen detaylı inceleme, bu tür olayların kökeninde yatan sorunların çok boyutlu olduğunu gözler önüne seriyor. Komisyon, sadece bireysel psikolojik sorunları değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel faktörlerin de bu durumun oluşmasına katkıda bulunduğunu tespit etti.

Uzmanlar, çocuk ve ergenlerde şiddet eğilimlerinin, normal popülasyona kıyasla çok daha yüksek oranlarda görüldüğünü vurguluyor. İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin araştırmasına göre, suç ve şiddet eğilimi gösteren çocukların psikiyatrik sorunları, ortalama nüansiyondan 7 ila 8 kat daha fazla. Bu durum, çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde ciddi aksamalara yol açarak, okul ortamından uzaklaşma ve tereddüt gösterme eğiliminin artmasına neden oluyor. Belçika'daki benzer çalışmalar da, şiddet ve suç davranışlarının en yoğun şekilde öğle saatleri arasında (15:00-17:00) gerçekleştiğini gösteriyor, bu da okul ortamındaki riskleri daha da artırıyor.

Günümüzün dijital çağında çocuklar, ‘dikkat ekonomisi’ yaşıyorlar. Sosyal medya ve dijital araçların etkisiyle dikkatleri sürekli olarak dağılıyor, ders anlatımında öğretmenler büyük zorluklar yaşıyor. Çocuklar, kimliklerini inşa ederken sosyal medyanın baskısı altında, arkadaşlarına olan güvenlerini sorgulamaya başlıyorlar. Araştırmalar, çocukların ‘arkadaşıma da mı güvenemeyeceğim’ gibi endişeler taşımalarını gösteriyor. Bu durum, sosyal izolasyon ve yalnızlık gibi sorunlara zemin hazırlayarak, çocukların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor.

Ayrıca, dijital oyunların ‘iştahlı saldırganlıklarda’ artışa yol açma potansiyeli de ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor. Bazı çocuklar, işkence, eziyet veya şiddet gibi davranışlardan keyif alıyor, yani ‘appetitive saldırganlık’ eğilimi gösteriyorlar. Bu durum, özellikle dijital oyunların şiddet içeren içeriklere erişimini kolaylaştırdığı takdirde, çocukların davranışlarını olumsuz etkileyebilir. Komisyon, bu tür riskleri azaltmak için eğitim sisteminde ruh sağlığı bilincini artırmanın, çocukların sosyal becerilerini geliştirmenin ve dijital araçların kullanımını bilinçli bir şekilde yönlendirmenin önemine dikkat çekiyor.