Eski ve yeni kuşaklar arasında bir köprü kuran, çocukluk anılarından beslenen bir anlatı. Bir zamanlar ‘arsızlık’ olarak damgalanan misafirliğe ait basit zevkler, bugün ebeveynlerin karmaşık hesapları altında eziliyor. Annenin sıcak tavrı, yiyeceği ikramı, misafirperverlik anlayışı, çocukluğun temel ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, bir uyarı haline dönüşmüş. ‘Kucağına alma arsız olur,’ ‘sertleş,’ ‘yüzünü çıkar’ gibi sözler, sevgi ve şefkatin yerini, korku ve baskıya bırakmış. Bu yaklaşım, çocukların özgüvenlerini köreltmiş, onları gerçek ihtiyaçlarından mahrum bırakmış,”

“Yetişkinler, çocukluklarının travmalarıyla şekillenmiş, sevgiyi bir güç göstergesi olarak görmüşler. Bu durum, toplumsal yaşamın her alanında kendini göstermiş. Siyasi arenada, trafiklerde, sokaklarda, sert tepkiler, tahammülsüzlük ve güvensizlik hakim. Korku kültürü, insanları sürekli savunmaya itmiş, gerçek iletişim ve anlayışı engellemiş. Bu kültür, paylaşma ve dayanışma anlayışını bastırmış, insanları birbirine karşı güvensiz hale getirmiş,”

“Günümüz ebeveynliği, bu travmatik mirasın üzerine inşa edilmeye çalışılıyor. Sevgiyi ‘paylaşmak’ adına her şey abartılıyor, çocuklar kıyaslanıyor, ayrıştırılıyor, yarıştırılıyor. Bu yaklaşım, onların ‘sevgi’ ve ‘güven’ hissine büyük bir darbe vuruyor. Öte yandan, özgür yetiştirdiğini iddia eden ebeveynler, sınır sorunlarıyla boğuşuyor. Çünkü özgürlük, ‘sınırsızlık’ olarak algılanıyor. Geçmişin ‘korku kültürü’nün etkisiyle yetişen ebeveynler, çocuklarını da aynı şekilde yetiştirmeye çalışıyor. Bu durum, çocukların kimlik gelişimini olumsuz etkiliyor. Çocuklarımızı ‘geçmişin hataları’yla değil, bugünün gereklerine göre büyütmek istiyoruz. Ancak bu süreçte, dünya ile ilgili gelişmeleri takip ediyor, farklı toplumlardan aldıklarımızı da kendi ebeveynliğimize monte etmeye çalışıyoruz. Bu da kimlik karmaşasına neden oluyor,”

“Yalan, korku toplumlarında hüküm sürer. İnsanlar, baskı altında oldukları için gerçeklerini saklar, gizler. Saygı toplumunda ise insan özgürdür, gizleme ihtiyacı duymaz. Bizler, ebeveynlik krizimizi geçmişle bugün arasında sıkıştırmış durumdayız. Şimdi bir karar vermeliyiz: Çocuklarımızı korku toplumunun birer üyesi olarak mı yetiştireceğiz, yoksa saygı toplumunu mu yaratacağız? Bu hafta çocuklarla evde kitap taşıma çantası tasarlayın. Bunun için eskimiş bir tişörtü kullanabilirsiniz. Kitap boyutundan biraz daha büyük olacak bir şekilde tişörtü dikdörtgen şeklinde kesin ve üç tarafını dikin. Dilerseniz çıtçıtlı da yapabilirsiniz. “Susuz Bir Dünyada Hayatta Kalmak” kuraklık alarmının çaldığı bir evrende suyu korumanın önemini anlatıyor. Yazar: Gomdori Co. Yayınevi: Destek Çocuk Yayınları Yaş: 9+ Sayfa: 176. Bu etkinlikte çocuklar, itfaiyecilikten otelciliğe kadar birçok alanda meslekleri deneyimleyecek.”}p>