Yunanistan finansal ortamında bir dönüm noktası yaşanıyor. Uzun yıllardır belini bükerek geçmiş olan bankacılık sektörü, yeniden yapılanma çalışmalarının meyvelerini toplamaya başladı. J.P. Morgan’ın detaylı analizine göre, Yunan bankaları artık sadece bilanço temizleme sürecine odaklanmak yerine, kârlılık ve hissedar memnuniyetine öncelik veriyor. Sektörde, 2025-2028 yılları arasında yıllık ortalama %12’lik bir hisse başına kâr artışı ve %15’in üzerinde maddi özkaynak kârlılığı beklentisi hakim.
Bu dönüşümün en belirgin göstergesi, takipteki kredilerdeki önemli azalmadır. Kriz döneminde %50’nin üzerine çıkan bu oran, günümüzde %2-3 aralığına gerilemiş durumda. Bankaların aktif kârlılığı ise %1,3’e yükselmiş, Avrupa Birliği genelindeki ortalama %0,6’lık performansı aşarak önemli bir fark oluşturuyor. 15 yıllık ilk kez bankaların dağıttığı temettüler, hissedarlar için heyecan verici bir gelişme olarak karşılıyor.
Yunan bankalarının bu başarıdaki en büyük avantajlarından biri, fonlama yapısıdır. Mevduatların bankaların yükümlülüklerinin yaklaşık %80’ini oluşturması, Avrupa Birliği genelindeki %52’lik orandan önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Kredi-mevduat oranı ise %60 civarında seyrediyor. Mevduatların büyük bir bölümünün vadesiz hesaplarda tutulması, bankaların fonlama maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Bu durum, özellikle Avrupa’nın diğer bölgelerindeki bankalarla kıyaslandığında Yunan bankalarının rekabet gücünü artırıyor.
J.P. Morgan, kurumsal yatırımların, Avrupa Birliği Kurtarma ve Dayanıklılık Fonu’ndan elde edilen desteklerin ve konut kredilerindeki toparlanmanın da bankaların büyümesine katkı sağlayacağını öngörüyor. Ayrıca, satın almaların ve sermayenin daha etkin kullanımının da bankaların kazançlarını artıracağını tahmin ediyor. Yunan hisselerinin Euro STOXX ve STOXX Europe 600 endekslerine dahil edilmesiyle birlikte, yaklaşık 1 milyar dolarlık pasif fon girişi bekleniyor. Bu durum, sektörde yeni bir canlılık yaratacak ve hisselerin değerini artıracaktır.