Mehmet Çankaya, sıradan bir hayatın kapılarını ardına bırakarak, ilk adımı Meksika'nın tozlu yollarında attı. 22 yaşına geldiğinde, sadece İspanyolca bilmediği bir dünyada, yoğurt ve peynir imalatı yapan bir ailenin evladı, beklenmedik bir maceraya atıldı. Uçağa binmek, farklı kültürler arasında yolculuk etmek, genç bir adamın kaderini sonsuza dek değiştirecekti.
Yıllar içinde, Çankaya, turizm sektöründe hızla yükseldi. Mega Travel'ın Kolombiya yapılanmasını kurarak, Panama, Peru, Venezuela ve ABD gibi ülkelerde operasyonlar yönetti. Bir COO olarak, şirketin stratejik yönünü belirleyen, küresel pazarlarda rekabet eden bir lider haline geldi. Ancak bu başarının ardında, sadece iş zekası değil, aynı zamanda insanlara yardım etme tutkusu yatıyordu. Hatta, pilotluk eğitimi alarak, 500 saatlik uçuş tecrübesiyle, Kolombiya’nın uzak ve ulaşılması güç bölgelerine sağlık hizmetleri ulaştırmaya başladı.
Bu sıra dışı yolculuğunun doruk noktası, Kolombiya Sivil Hava Devriyesi'ne Cessna T206 tipi uçağını hediye etmesiydi. Bu uçakla, Condoto bölgesindeki dört kadın sağlık çalışanı için Bogota'ya sefer düzenledi. Ancak, 13 Eylül sabahı, uçağın iletişiminin kesilmesi ve ardından yaşanan enkaz bulma operasyonu, Çankaya'nın hayatını ve dört sağlık çalışanının hayatını, beklenmedik bir trajediyle sonlandırdı. Tatama Ulusal Doğa Parkı'ndaki zorlu koşullarda, 2 bin 700 metre yükseklikteki enkaz, üç gün sonra tespit edildi.
Mehmet Çankaya'nın ailesi, oğullarının kaybıyla derin bir acı içinde. Kuşadası'nda yaşayan amcası Ertuğrul Çankaya, oğlunun yardımseverliğine dikkat çekerek, Kolombiya'daki Türk Konsolosluğu'nun süreci yakından takip ettiğini belirtti. Baba Ergun Çankaya ve en büyük oğlu, cenazenin defin yerini belirleme konusunda belirsizlik yaşarken, Türkiye'ye cenazenin getirilmesi sürecinde çaresizlik içinde kaldı. Ailenin, Çankaya'nın eşi ve çocuklarının Kolombiya'da yaşaması nedeniyle bu konuda yaşadığı zorluklar, acının boyutunu daha da artırıyordu. Bu olay, bir insanın hayallerinin, bir uçak enkazının altında sona ermesiyle, insanlığın kırılganlığını ve umudun değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.