Altın, küresel ekonomik ve politik dengelerdeki karmaşıklıklar karşısında beklenmedik bir dayanıklılık sergiliyor. Fed’in faiz artış kararları ve yüksek tahvil getirileri gibi olumsuz sinyallerin ortasında, altın fiyatları önemli ölçüde yükseliş trendine girdi. Bu yükseliş, yatırımcıların riskten korunma stratejilerine yönelmesi ve jeopolitik belirsizliklerin artmasıyla açıklanabilir.

Haftalık analizler, altının 4 bin 343 dolar civarında bir düşüşten sonra 4 bin 380 doların üzerine çıkışıyla, üç haftalık düşüş serisinin sonlandırıldığını gösteriyor. Fed’in bu hafta yaptığı 25 baz puanlık faiz artışı, yıl sonuna kadar daha fazla artışın olası olduğunu vurgularken, piyasalarda belirsizliğin de arttığı gözlemleniyor. Ancak, bu artışın altının fiyatı üzerinde doğrudan bir etkisi olmamış, aksine yatırımcıların farklı risk faktörlerine odaklanmasına neden olmuştur.

Piyasalarda, Fed’in tek tek faiz kararlarından ziyade, ABD’nin artan bütçe açıkları, kamu maliyesiyle ilgili endişeler, devam eden jeopolitik gerilimler ve küresel rezerv tercihlerindeki değişimler gibi daha büyük risklere yönelik yatırımcıların ilgisi yoğunlaşmıştır. Bu durum, altının cazibesini artırmış ve fiyatlarını desteklemiştir. Analistler, yatırımcıların artık uzun vadeli risklere daha fazla önem verdiğini ve altını, güvenli liman olarak gördüklerini belirtiyor.

Uzmanlar, 4 bin 400 doların üzerindeki direnç seviyesinin kritik bir eşik olduğunu ve bu seviyenin üzerinde kalıcı bir kapanışın, altının toparlanmasını güçlendirebileceğini öngörüyor. Saxo Bank Emtia Stratejisi Başkanı Ole Hansen, 4 bin 540 dolarındaki 200 günlük hareketli ortalama'nın da önemli bir kilometre taşı olacağını belirtiyor. Bazı piyasa uzmanları ise yıl sonuna kadar altının 5 bin dolara ulaşabileceğini öngörerek, oldukça iddialı tahminlerde bulunuyor. Bu tahminler, altın piyasasında daha da heyecanlı bir havaya işaret ediyor.