Kırklareli’nin çarşı ve pazarlarında, ekonomik dalgalanmaların ve işlerin durgunluğunun acı sonuçlarını yaşayan esnaf, dün gününe YENİ Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen’in ziyaretleriyle başladı. Bir esnaf, yıllar içinde biriktirdiği tecrübeye ve emeğe rağmen günümüzde çaresizlik içinde olduğunu dile getirirken, yaşanan ekonomik zorlukların sadece kendisini değil, tüm Kırklareli’nin geleceği için de ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Esnaf, işlerin azaldığı, maliyetlerin arttığı ve faizlerin dayanılmaz hale geldiği bir tablo çizdi. “İş olsun, kiram 100 bin lira olsun, 200 bin lira olsun. İş olmadıktan sonra kiram bedava olsa da ne olacak yani?” diyerek, iş gücü eksikliğinin ve talep düzeyindeki düşüşün işletmeler üzerindeki yıkıcı etkisini anlatmaya çalıştı. Çalışanının maliyetinin 60 bin liraya ulaştığını ve sigorta giderlerinin düşürülmesi halinde daha yüksek ücret verilebileceğini belirterek, işverenlerin karşı karşıya olduğu bu ikiyüzlü durumdan şikayet etti. Bağ-Kur ödemelerinin gecikmesi nedeniyle sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını belirterek, bu durumun hem kendisini hem de çalışanlarını olumsuz etkilediğini ifade etti. “Randevu bulamadığın gibi bir de muayene olamıyorsun” diyerek, devletin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırması gerektiğini vurguladı.

Esnaf, borçlarını yapılandırma talebinin, aslında borç yükünü daha da artırdığını aktardı. “Benim 2 milyonluk borcum, gittim konuştum, 4 milyona çıktı. Ben 2 milyonu ödeyemezken 4 milyonu nasıl ödeyeceğim abla?” diyerek, bankaların ve finans kuruluşlarının uyguladığı sert kredi koşullarının, esnafın sırtındaki yükü daha da artırdığını savundu. Kredi alım sürecinin, esnafı doğrudan köleleştirme biçiminde olduğunu belirterek, devletin esnafa yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Kredi vereceğiz diyor. Kredi vereceksin de direkt banka kesiyor, vergi dairesine yatırıyor. Daha da çok beni köleleştiriyor” ifadeleri, esnafın yaşadığı çaresizliği gözler önüne serdi.

İşletmesini ayakta tutabilmek için kişisel birikimlerini kullandığını belirten esnaf, “Vallahi bak ben bu sene içerisinde şu dükkana 2 milyon liraya yakın cebimden para koydum. Ekstra sermayemin dışında sadece borcumu ödeyebilmek için. Eşimin altındaki arabayı sattım, koydum. Kendi kenardaki takılarımı koydum. Allah kaza bela vermesin, başımıza bir şey gelirse kenarda 1 lira para yok. Malımız var ama çöp, para etmiyor. Sen alamadıktan sonra, o alamadıktan sonra ben kime satacağım bunu?” diyerek, geleceğe dair endişelerini dile getirdi. Esnafın bu sözleri, Kırklareli’ndeki diğer esnafın da benzer durumlar yaşamasına işaret ederek, ekonomik politikalarda acil bir reform çağrısı yapılması gerektiğini gösteriyor.