Türkiye’nin önde gelen düşünürlerinden Enver Altaylı, uzun süren yasal süreçlerin merkezine yerleşmeye devam ediyor. 82 yaşında, dokuz yıldır cezaevinde geçirdiği sürece ve sağlık sorunları nedeniyle, Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında İstanbul’da ifade vermeye çağrılmış durumda. Bu gelişme, hukuki sürecin karmaşıklığını ve yaşlı bir bireyin cezaevi koşulları altında yaşadığı zorlukları bir kez daha gündeme getiriyor.
Sincan Cezaevi’nden İstanbul’a gerçekleştirilmek istenen sevk, doktor raporları ile durdurulmuş olsa da, Altaylı’nın kızı Dilara Yılmaz, bu kararın hukuki ve mantıksal temellerini sorguluyor. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, babasının “güdümlü bir senaryonun” parçası olarak kullanıldığını ve Kozinoğlu’nun ölümüyle ilişkilendirildiğini vurguladı. Bu durum, Altaylı’nın cezaevinde geçirdiği uzun süren süreçte yaşadığı travmatik deneyimleri ve sağlık sorunlarının ciddiyetini bir kez daha hatırlatıyor.
Sevk sırasında, Altaylı’nın elleri kelepçeli olarak “tabut” olarak adlandırılan nakil araçlarıyla götürülmek istendiği belirtiliyor. Bu durum, yaşlı bir insanın sağlığını tehlikeye atan, eziyete dönüşebilecek bir sevk işlemi olarak değerlendiriliyor. Mevcut koşullar altında, SEGBİS aracılığıyla ifadelerin alınması gibi yaygın yöntemlerin kullanılmasına rağmen, Altaylı’nın İstanbul’a sevk edilmesi, sağlık raporu ile çelişiyor. Bu durum, hukuki süreçte yaşanan belirsizlikleri ve yaşlı bir hükümlünün haklarını koruma konusunda dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor.
Altaylı’nın avukatları ve ailesi, devletin gözetimi ve koruması altında olmasına rağmen, önlenebilir ve zorunlu olmayan bir sevk nedeniyle sağlığının zarar görmesi durumunda sorumluluğun kimin üzerine olacağını vurguluyor. 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmış olması ve uzun süren cezaevi tutukluluğunun getirdiği sağlık sorunları, bu durumun aciliyetini artırıyor. Bu olay, Türkiye’de yargı süreçlerinin ve cezaevi koşullarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Kozinoğlu soruşturması kapsamında yapılan ifadelerin, Altaylı’nın sağlığına zarar verme potansiyeli göz önünde bulundurularak, alternatif yöntemlerle gerçekleştirilmesi gerektiği savunuluyor.