İngiltere, uluslararası güvenlik ortamındaki değişimleri yakından takip ederek, potansiyel krizlere karşı hazırlıklarını artırma kararı aldı. Soğuk Savaş sonrası dönemde, devlet kurumlarının ve toplumun acil durum senaryolarına nasıl yanıt vereceği konusunda yeniden yapılanma çalışmaları başlatıldı. Bu kapsamda, onlarca yıldır kullanılmayan ‘Savaş Kitabı’ güncellenerek, ülkenin farklı sektörlerini ve vatandaşlarını kapsayan kapsamlı bir savunma stratejisi oluşturuluyor. Bu strateji, sadece ordunun değil, aynı zamanda polis teşkilatı, sağlık hizmetleri, enerji sektörü, yerel yönetimler ve ulaşım gibi kritik altyapıyı da içine alıyor.
Hükümet, 2027 yılında gerçekleştirilecek, İngiltere’nin savunma kapasitesini test edecek en büyük iç savunma tatbikatını planlıyor. Bu tatbikat, toplumun krizlere karşı dayanıklılığını artırmak ve farklı sektörlerdeki koordinasyonu sağlamak amacıyla düzenlenecek. Bu hazırlık çabaları, Rusya’dan kaynaklanan artan güvenlik risklerini de göz önünde bulunduruyor. İngiliz Genelkurmay Başkanı Sir Richard Knighton, mevcut durumu 35 yıllık askeri kariyerinin en tehlikeli dönemlerinden biri olarak tanımlayarak, geleneksel savaş tehdidinin ötesinde, siber saldırılar, sabotaj girişimleri ve kritik altyapıya yönelik tehditlerin giderek daha önemli hale geldiğini vurguladı.
Bu yeni tehditler, İngiltere’nin savunma stratejisinin temelini oluşturuyor. Hükümet, doğrudan kara saldırılarının yanı sıra, deniz tabanındaki iletişim ve enerji kablolarının kesilmesi, elektrik sistemlerinin sabote edilmesi, bankacılık veya haberleşme altyapısına yönelik siber saldırılar ve dezenformasyon operasyonları gibi siber savaşın ve altyapı sabotajının potansiyel risklerini de hesaba katıyor. Tarihçi Margaret MacMillan’a göre, modern bir çatışmada İngiltere’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, doğrudan askeri işgalden ziyade kritik altyapının hedef alınmasıdır. Bu nedenle, İngiliz halkı da bu hazırlıklara katılımıyla, kriz anlarında kendi güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almaya teşvik ediliyor.