Samsun'un İlkadım ilçesi, bir inşaat projesinin ardında yatan tehlikeleri gözler önüne seren ilginç bir tabloyla karşı karşıya. Devlet Su İşleri’nin (DSİ) Mert Irmağı’nın ıslah çalışmaları sırasında yaşanan olaylar, bölgedeki yaşamı derinden etkileyerek, mahalleye yeni sorunlar getirmiş durumda. Bu durum, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve uzun vadeli planlamalar yapmadaki eksikliklerini açıkça ortaya koyuyor.

Mahalle sakinlerinin iddialarına göre, DSİ’nin yaptığı çalışmalar, yer altı su akışını değiştirmesiyle bölgedeki su dengesini bozmuş. Özellikle, İlkadım ve Canik arasındaki bölgede kurulan fore kazıklar, suyun doğal akışını engellemiş ve bu da 4 binada bulunan 55 hanenin zemin katlarında su sızıntılarının meydana gelmesine neden olmuş. Bu sızıntılar, apartman sakinlerinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürerek, evlerini yaşanmaz hale getiriyor. Hasan Gündoğdu gibi birçok aile, evlerini terk etmek zorunda kalma durumuna gelirken, sorunun çözümü için defalarca yetkililere başvuru etmiş ancak henüz kalıcı bir çözüm bulunamamıştır.

Yaşanan bu acı tablo, sadece maddi kayıplarla sınırlı kalmıyor. Mahallenin sakinleri, huzurlu yaşamlarını kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken, günlük yaşamlarını da olumsuz etkileniyor. Yahya Sağlam gibi birçok mahalle sakini, “Evimizde huzurlu oturamıyoruz. Bir an önce dere yatağıyla ilgili çözüm bulunmasını istiyoruz” diyerek aciliyetini vurguluyor. Bu durum, özellikle çocuklar ve yaşlılar için büyük bir güvenlik sorunu yaratırken, bölgedeki toplumsal yaşamı da olumsuz etkilemektedir.

Bölge sakinlerinin en büyük endişesi, geçmişte yaşanan büyük sel felaketlerinde benzer sorunlarla karşılaşılmamasıydı. Ancak, Mert Irmağı çevresindeki çalışmaların ardından su baskınlarının yeniden başlaması, yerel yönetimlerin planlama süreçlerinde ciddi hatalar yaptığını gösteriyor. Hayriye Tontaş, alt katlarda yaşayan bazı komşularının evlerini boşaltmak zorunda kaldığını belirterek, “Geçmişte bu tür bir sorun yaşamadık. Şimdi ise su baskınılar yeniden başladı ve hayatımız alt üst oldu” diyerek yaşanan mağduriyetten şikayet ediyor. Bu olay, kamuoyunun dikkatini, özellikle de büyük şehirlerde gerçekleştirilen imar projelerinin, doğal çevrenin ve yerleşim yerlerinin üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerektiği konusunda yoğunlaştırıyor. Vatandaşlar, yaşananların acı bir ders olmasını ve benzer durumların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyor.”}