İstanbul'da yaşanan karmaşık bir boşanma sürecinde Yargıtay, nafaka konusunda önemli bir revizyon yaptı. Bakırköy 13. Aile Mahkemesi'nin, evlilik birliğinin temelden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma kararı verdiği dava, yerel mahkemenin kadına yoksulluk nafakası vermesine neden olmuştu. Ancak bu karar, istinaf ve temyiz süreçleri sonucunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin itirazıyla son buldu.
Yargıtay'ın gerekçesi, kadının emekli olması ve düzenli bir gelirinin bulunmasıydı. Yüksek Mahkeme, tarafların gelirlerinin birbirine yakın veya denk olması durumunda yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığını vurgulayarak yerel mahkemenin nafakaya hükmettiği kararı bozdu. Bu durum, nafaka taleplerinde gelir durumunun, yoksulluk nafakası verilip verilmeyeceğine dair önemli bir belirleyici unsur olduğunu gösteriyor.
Karar sürecinde, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi esas alındı. Yargıtay, kadının gelir durumu ve eski eşlerin gelirlerinin benzerliği göz önüne alındığında, davacı kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığını tespit etti. Bu nedenle, yerel mahkemenin nafakaya ilişkin hükmü kesin olarak bozuldu.
Bu gelişme, boşanma davalarında nafaka kararlarını etkileyen ekonomik faktörlerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yargıtay'ın bu kararı, benzer davalarda gelir durumunun, yoksulluk nafakası taleplerinin değerlendirilmesinde kritik bir unsur olarak kabul edilecektir. Ayrıca, bu karar, tarafların gelir durumunun boşanma sürecinde de önemli bir faktör olduğunu hatırlatıyor.